"Muhammed: Allah'ın Elçisi" Sinema Filmi Hakkında

İran Yapımı Hazreti Muhammed Filmi

İranlı yönetmen Mecidi’nin yönettiği, Peygamber Efendimiz (sav)'in hayatının daha çok çocukluğuna dair kısa bir kesitini canlandırmak için hazırlanan ‘Muhammed: Allah'ın Elçisi’ isimli sinema filmi, gösterime girdiğinden bu yana, kısa süre içinde hakkında çok fazla şey söylendi. Bizler de www.resulullah.org sitesi olarak filmi birkaç açıdan değerlendirip siz ziyaretçilerimizle paylaşmak istedik.

Siyer İlmi Açısından Filmin Değerlendirilmesi

Ebu Talib’in İmanı Konusu

Öncelikle film, Kureyşlilerin Müslümanları Mekke’nin dışında yaşamaya mahkum ettikleri boykot yıllarını göstererek başlıyor. Ancak bu süreçle ilgili birkaç kritik hata yapıyor. Burada Peygamberimiz (sav)’in ve dolayısıyla Müslümanların temsilcisi olarak Ebu Talip gözüküyor. Ve Ebu Talip filmde Müslüman olarak gösteriliyor. Şii ve bir kısım zayıf Ehl-i sünnet kaynaklarına göre Ebu Talip vefatından önce iman etmiştir denilse de Ehl-i sünnetin sahih kaynaklarına göre Ebu Talip iman etmeden vefat etmiştir.

Ebu Talip bu şekilde ön plana çıkarılırken, asıl bu süreçte Efendimiz (sav)'in en yakın yardımcıları olan Hazreti Ebu Bbekir (ra) ve Hazreti Ömer (ra) gösterilmiyor. Oysa ki sahih İslami kaynaklara göre Hazreti Ebu Bekir[1] ve Hazreti Ömer[2], boykot yıllarında Müslümanken, Ebu Talip halen kavminin kınamasından korktuğu için iman etmediğini ifade etmekteydi. Ve bu yılların sonunda ise Ebu Talip iman etmeden vefat ediyordu.[3]

Ebu Talib’in vefat ettiği zaman iman etmediğine dair sahih kaynaklardaki hadisleri ve Şia’nın görüşünü merak edenler için şu linke göz atmalarını tavsiye ederiz.

Peygamberimizin Doğumu

Peygamberimiz (sav)’in doğduğu geceyi senarize ederken, o gece yaşanıp yine sahih kaynaklarda açık şekilde geçen mucizelerin iki tanesi hariç diğerlerine yer verilmemiş olduğunu görüyoruz. Oysa sahih kaynaklarda bize ulaşan, Sava gölünün kuruması, Mecusilerin taptıkları ateşin sönmesi, Kisra’nın sarayındaki sütunların devrilmesi, Semave Vadisi’nin suların altında kalması gibi mucizeler, Efendimiz (sav)’in dünyaya teşrif ettikleri gece vuku bulmuştu.[4]

Hazreti Amine’nin ve Abdulmuttalib’in Vefatları

Peygamberimiz (sav)’in muhterem validesinin vefatı hakkında da senaryo icabı bazı hatalar yapılıyor. Örneğin Mekke’ye dönüş yolunda Ebva isimli köye yakın, yolda vefat ediyor. Herhangi bir evde değil. Ayrıca filmde gösterilen, Efendimiz (sav)’in annesinin vefatından sonra hastalandığı, Ebu Talib’în onu karşılamaya gittiği ve yolda Yahudilerin saldırdığı şeklindeki senaryo ise yine sahih kaynaklarda geçmemektedir. Diğer taraftan Peygamber Efendimiz'in şefkatli dedesi Abdulmuttalib’in vefatını senarize ederken de hac tavafı yaparken fenalaşıp vefat ettiği gösteriliyor ki, bu da sahih kaynaklarda geçmeyip filme eklenmiş bir detay olarak göze çarpıyor.

Yahudilerin Düşmanlığı

Filmde yoğun bir Yahudi düşmanlığı teması işlenmekte. Bu aslında diğer İran yapımı filmlerde de sık gördüğümüz bir konu. Peki Efendimiz (sav)'in  çocukluğunda bu kadar yoğun bir Yahudi tehlikesi var mıydı? Öncelikle Efendimiz (sav)'in  doğumundan evvel Yahudilerin eski kitaplarından vasıflarını öğrenip bekledikleri bir peygamber vardı. Ve doğum gecesinde ise bu kitaplarda anlatılan mucizeleri bizzat gözleri ile müşahede etmişlerdi.[5] Diğer taraftan Efendimiz (sav)'in  çocukluğunda Medine’ye dayılarını ziyarete gittiği zaman bazı Yahudilerin Peygamberimizi görüp, eski kitaplarındaki peygamberlik delillerini onda gördükleri sahih kaynaklarda nakledilir. Hatta bunun üzerine muhtereme validesi Hazreti Amine’nin panik ile Medine’yi terk etmek istediği de yine kaynaklarda yer alan bir detay...[6] Lakin daha çocuk yaşta silahlı saldırılar gerçekleştirdiklerine dair bu kadar detay Ehl-i sünnet kaynaklarında geçmemektedir.

Senaryo İcabı Eklenip Kaynağı Bulunamayanlar

Filmde senaryo icabı eklenip sahih kaynaklarda rastlayamayacağınız pek çok detay var. Bunlardan bazılar şöyle:

1.    Sahilde denize tapan ve denize kadın ve çocuk kurban etmek isteyen kabileye gidip, orada mucize göstermesi

2.    Ticaret kervanına Yahudilerin saldırması

3.    Halime-i Sadiye’yi iyileştirmesi

4.    Ebu Leheb’in, Ebu Talip’in  ticaret kervanını Yahudilere haber vermesi

5.    Daha Mekke’de iken, Ehl-i Kitaba hitap eden Medeni (Medine’de nazil olan) ayetlerin nazil olmuş gibi gösterilmesi vb...

Sinema Kalitesi Açısından

Film görsel açıdan oldukça kaliteli hazırlandığını ifade etmekle başlayalım. Ancak hemen hemen herkesi rahatsız eden Peygamberimiz (sav)’in hem bebekliğinde hem de çocukluğuna dair bir aktörle cisimlendirilmiş olması… Bu bebek ve çocuk aktörlerin sadece saçı, elleri ayakları değil, yer yer yüzü de gösteriliyor olması sıkıntılı. Evet, biz Müslümanlar “Peygamberimiz melekti.” demiyoruz, ancak hiçbir beşerin bir daha O’nun vasıfları ile vasıflanamayacağını ve kimsenin ona -velev çocukluğunda bile olsa- benzeyemeyeceğine inanıyoruz.

Lakin bizim bu hassasiyetimizin olması, filmde bu cürmü işleyenleri dinden çıkarmıyor. Sadece bu hassasiyet kaybedilirse, ileride daha farklı cinayetlere kapı açılmasına sebep olur diye endişeleniyoruz. Bugün Hazreti Hamza (ra) denildiğinde aklımıza gayrimüslim Anthony Quinn’in gelmesi veya Hazreti Yusuf (as) denilince İranlı aktör Mustafa Zamani’nin aklımıza gelmesi gibi, ileride bu tarz filmlerin yapılması aklımıza fani, kusurlu aktörlerin canlandırdığı bir Peygamber (sav) modeli olmasından korkuyoruz ve bunu doğru bulmuyoruz.

Ayrıca film müziklerinin, Hristiyan film müziklerine çok fazla benzemesini de diğer rahatsız edici bir detay olarak ifade edelim.

Endişelerimiz

Endişelerimizden ilkine yukarıda Efendimiz (sav)’in bir aktörle gösterilmesi olarak değinmiştik. Diğer endişemiz ise filmin devamının çekilip, devamında Şia ile Ehl-i sünnet arasındaki ihtilaflı konulara gelinmesi… Mesela, Efendimiz (sav)’in nübüvvetinin başlangıcından itibaren en yakınında olan Hazreti Ebu Bekir (ra)’i ve Hazreti Ömer (ra)’i senaryona dahil etmeyip Hazreti Ali üzerinden filmi çekmeleri, ciddi bir tahribat meydana getirecektir. Yine aynı şekilde Şia ile Ehl-i sünnet arasındaki diğer ihtilaflı meseleleri de bu filmin devamında işlemeleri, Şia ile Ehl-i sünnet arasındaki ihtilafları körüklemekten başka bir işe yaramayacaktır.

Öz Eleştiri

Maalesef Ehl-i sünnet olarak bizlerin bu alandaki boşluğu dolduracak prodüksiyonları hazırlamayıp, bu boşluğu iyi değerlendiren İran Sineması’nı eleştirmekten başka iş yapmayışımız da bizim öz eleştirimiz olsun. Türkiye’de çekilen mafya ve küfürlerle dolu komedi filmlerinin veya dizilerinin bütçesinin çok az kısmı ayrılsa, belki ortaya daha mükemmel bir prodüksiyon çıkabilirdi. Ancak durum ortada...

Filmi İzlemek İsteyenlere

Son olarak, “Bu filmi izleyelim mi?” diye bizden fikir soran ziyaretçilerimize önerimiz, izlememeniz pek bir şey kaybettirmiyor. Ancak izleyecekseniz de tavsiyemiz mutlaka şuurlu bir şekilde yukarıda zikrettiğimiz veya daha zikretmediğimiz hataları göz önüne alarak izleyin. Filmi izlerseniz, gişede başarıya ulaşmasına yardımcı olur, Mecidi’nin de “Film beğenildi, devamını da yapayım!..” demesine sebep olabilirsiniz. Mecidi daha ilk bölümde Ebu Talip çıkışıyla “Ben Şia’yım” dediğine göre, devamından endişe etmemiz lazım diye düşünüyoruz.
__________________________________________________


[3]İbn Hişam, a.g.e., c. 1, s. 60., Detay bilgi için http://www.resulullah.org/islamin-yayilmasi-ve-efendimize-yapilan-ilahi-ikaz, Ebu Talib’in vefatı başlığı
[6]Detaylar için PEYGAMBERİMİZİN, YAHUDİ ÂLİMLERİNİN DİKKATİNİ ÇEKMESİ başlığı  http://www.resulullah.org/peygamber-efendimizin-annesine-getirilmesi
Yazar: 

Yorumlar


mecidinin 'ben

mecidinin 'ben şiayım'demesinden daha doğal ne olabilir ki,sonuçta şia mezhebine uyan bir müslüman.ben sünniyim dememiz kadar onunda doğal hakkı dğil mi?!biz film çevirdiğimizde nasıl ki baz olarak kendi kaynaklarımızı alıyorsak,Bir şii müslümanında film çevirirken tabiki kendi tarihi rivayetlerine göre çevirmesidir tabii olan.ebu talip müslüman olmuş veya olmamış lakin islama hizmeti ortada,denize kurban veren kabile bizim kaynağa göre var veya yok sonuçta olması doğal ve olasılığı bulunan bi sahne,tarih dolu o tür öykülerle olaylarla.Ve yapılan tüm eleştirilere rağmen film kurana uygun ve tevhidi bi şaheser.tarihi rivayetimizde var veya yok önemli değil.mesaj ve kalite çok iyi işlenmş diye düşünüyorum.Şii veya sünni islama hizmet eden her müslümandan ve bu filmde emeği geçenlerden rabbim razı olsun

ALLAH Razı Olsun

ALLAH Razı Olsun