Seçme Hadisler


  • 597

    Urve İbnu Âmir el-Kureşî (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav)'ın yanında uğursuzluktan bahsedilmişti. Buyurdular ki:

    “ Bunun en iyisi fe'l (uğur çıkarma)dır. (Uğursuzluk inancı) bir Müslümanı yolundan alıkoymasın. Biriniz, hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun:"

    “Allahümme la ye'ti bi'l-hasenâtı illa ente ve lâ yedfe'u's- Seyyiâti illâ ente velâ havle ve lâ kuvvete illâ bike."

    [ALLAH'ım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak sen defedebilirsin. (İbadet, çalışma, korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir.]

    (Ebu Davud, Tıbb 24)

  • 596

    Hz. Üsâme (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bir yerde salgın hastalık çıktığını duyarsanız oraya girmeyiniz; bulunduğunuz yerde veba çıkmışsa oradan ayrılmayınız.”

    (Buhari, Tıbb 30)

  • 595

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav)'a taundan sual edilmişti. Şu cevabı verdi:

    “O, sizden öncekilere ALLAH'ın gönderdiği azabtı. (Şimdi) ALLAH onu mü'minlere bir rahmet kıldı. Taun çıkan memlekette bulunan bir kul, kendisine ALLAH'ın takdir ettiği şeyin ulaşacağını bilip, sevap umuduyla sabredip orada kalır ve dışarı çıkmazsa, mutlaka ona şehid sevabının bir misli verilir.”

    (Buhari, Tıbb 31)

  • 594

    İsa İbnu Hamza (ra) anlatıyor: “ Abdullah İbnu Ukeym (ra)'in yanına girdim. Kendisinde kızıllık vardı.

    “Temime (muska) takmıyor musun?” diye sordum. Bana şu cevabı verdi:

    “ Bundan ALLAH'a sığınırım. Zira Resulullah (sav) şöyle buyurmuştu:"

    Kim bir şey takınırsa, ona havale edilir.”

    (Tirmizi, Tıbb 24)

  • 593

    Osman İbnu Ebi'l-Âs (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav)'a Müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana:

    “Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku!” buyurdu. Dua şu idi:

    “Üç kere: “Bismillah”tan sonra yedi kere, “Eûzu bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru.”

    (Bedenimde çekmekte çekinmekte olduğum şu hastalığın şerrinden ALLAH'ın izzet ve kudretine sığınıyorum.” diyecektim.

    Bunu birçok kereler yaptım. ALLAH Teâla Hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarına söylemekten hiç geri kalmadım.”

    (Müslim, Selam 67)

  • 592

    Ebu'd-Derdâ (ra)'nın anlattığına göre, kendisine bir adam gelerek idrar tutukluğuna yakalandığını söyledi. O da adama:

    “Ben Resulullah (sav)'dan şöyle söylediğini işittim.” dedi:

    Sizden kim hastalanırsa şu duayı okusun:

    “Rabbunâ'llahu'llezi fi's-semâi tekaddese ismüke, emrüke fi's-semâi ve'l-ardı kema rahmetike fi's-semâi fec'al rahmeteke fi'l-ardı. Vegfir lenâ hûbenâ ve hatâyânâ. Ente Rabbu't-tayyıbîn. Enzil rahmeten min rahmetike ve şifâen min şifâike ala hâza'l vec'i fe yebreu."

    (Ey huzuru semevatı dolduran Rabbim! Senin ismin mukaddestir. Senin emrin arz ve semadadır, tıpkı Rahmetin semada olduğu gibi. Arza da rahmetinden gönder ve bizim günahlarımızı ve hatalarımızı affet. Sen (kötü söz ve fiillerden kaçınan) bütün iyi kimselerin Rabbisin... Bu ağrıya, Rahmetinden bir rahmet, şifandan bir şifa indir, iyileşsin.”

    (Ebu'd-Derdâ (ra), adama) bu duayı okumasını emretti. O da okudu ve iyileşti.”

    (Ebu Davud, Tıbb 19)

  • 590

    Hz. Ali (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) bir hastaya geldiği veya kendisine bir hasta getirildiği zaman şu duayı okurdu:

    “Ey insanların Rabbi, acıyı gider, şifa ver, sen Şâfisin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Senden hiçbir hastalığı hariç tutmayan şifa istiyoruz.”

    (Tirmizi, Daâvat 122)

  • 589

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav), hummaya ve bütün ağrılara karşı şu duayı okumamızı öğretmişti:

    “ Bismillahi'l-Kebîri eûzü billâhi'l-Azîmi min külli ırkın na'arın ve min şerri harri'n nâr.”

    “Ulu ALLAH'ın adıyla, kanla kabaran her bir damardan ve ateş hararetinin şerrinden büyük ALLAH'a sığınırım.”

    (Tirmizi, Tıbb 26)

  • 588

    Vâil İbnu Hucr (ra) anlatıyor:

    “Târık İbnu Süveyd el-Cu'fi (ra), Resulullah (sav)'a hamr (alkollüler) ile tedavi hususunda sordu. Aleyhisselatu vesselam onu bundan men etti ve:

    “ Hayır! O, deva değil, derttir!” buyurdu.”

    (Müslim, Eşribe 12)

  • 587

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav), aile halkından birine humma (rahatsızlığı) gelince hamurdan çorba yapılmasını emrederdi ve çorba yapılırdı. Sonra hastalara emrederdi ve onlar da ondan ağır ağır içerlerdi. Resulullah (sav) derdi ki:

    “ Çorba hüzünlü kimsenin kalbini takviye eder, hastanın kalbinden elemi çıkarır, tıpkı birinizin, su ile yüzünden kiri çıkarması gibi.”

    (Tirmizi, Tıbb 3)

  • 586

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Ölüm dışında hiçbir hastalık yoktur ki çörek otunda onun için bir deva bulunmasın.”

    (Buhari, Tıbb 7)

  • 585

    Ukbe İbnu Âmir (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Hastalarınızı yeyip içmeye zorlamayın. Zira ALLAH Teâla Hazretleri onlara yedirir içirir.”

    (Tirmizi, Tıbb 4)

  • 584

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:

    “ Şâfi-i Kerim ALLAH Teâla Hazretleri, her ne hastalık indirmişse onun devasını da indirmiştir.”

      (Buhari, Tıbb 1)

  • 583

    Ebu'd-Derdâ (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ALLAH Teâla Hazretleri hastalğı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç varetmiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeyle tedavi olmayın.”

    (Ebu Davud, Tıbb 11)

  • 582

    A'rac, Ebu Hureyre (ra)'dan naklen anlatıyor: Resulullah (sav) diyordu ki:

    “ En şerli yemek, sadece zenginlerin çağrılıp fakirlerin çağrılmadığı yemektir. Kim de davete icabet etmez, yemeğe gelmezse, ALLAH ve Resulüne asi olmuştur.”

    (Buhari, Nikah 72)

  • 581

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Düğün yemeği, düğünün birinci günü haktır, ikinci günü sünnettir, üçüncü günü desinler içindir. Kim desinler için iş yaparsa ALLAH da ona göre muamele yapar.”

    (Tirmizi, Nikâh 10)

  • 580

    Humeyd İbnu Abdirrahman el- Hımyeri'in ashabından bir kimseden naklettiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuşlardır:

    “İki kişi birden davet ederse, kapı itibariyle hangisi yakınsa ona icabet et. Çünkü kapıs daha yakın olan komşulukta daha yakındır. Bunlardan biri önce davet etmiş ise, önce davranana icabet et!”

    (Ebu Davud, Et'ime 9)

  • 578

    Abdullah el-Müzeni (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Biriniz et satın alınca suyunu biraz fazla kılsın. (yemek sırasında) yiyenlerin çokluğu sebebiyle ete rastlamayıp suya rastlasa (bu ona yeterlidir), zira su da, iki etten biri olmuştur.”

    (Tirmizi, Et'ime 30)

  • 577

    Sahiheyn ve Ebu Davud'da, Abdullah İbnu Cafer (ra)'nın şöyle dediği gelmiştir:

    “ Resulullah (sav)'ı salatalıkla birlikte hurma yerken gördüm.”

    (Buhari, Et'ime 39)

  • 576

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) kavunu taze hurma ile yer ve:

    “Bunun hararetini şunun serinliğyle, şunun serinliğini de bunun hararetiyle kırıyoruz!” buyururdu.”

    (Tirmizi, Et'ime 36)

  • 575

    Yusuf İbnu Abdillah İbni Selam (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav), bir miktar arpa (ekmeği) aldı. Üzerine bir hurma koydu ve:

    “Bu şuna katıktır!” buyurdu.”

    (Ebu Davud, Et'ime 42)

  • 574

    Hz. Ömer ve Ebu Esid (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Zeytinyağını yeyin ve onunla yağlanın. Zira o, mübarek bir ağaçtandır.”

    (Tirmizi, Et'ime 43)

  • 573

    Hz. Câbir (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) ailesine katık sormuştu.

    “Yanımızda sirkeden başka bir şey yok!” dediler. Aleyhisselatu vesselam onu istedi ve gelince yemeye başladı. Hem yiyor, hem de:

    “Sirke ne iyi katık! Sirke ne iyi katık! Sirke ne iyi katık!” diyordu.”

    (Müslim, Eşribe 166)

  • 572

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor: “ Ashab bir koyun kesmişti. Bu sırada bir dilenci geldi. Etten bir miktar verdiler. Derken başka gelenler oldu, onlara da verdiler. Geriye yine de et kaldı. Resulullah (sav) sordu:

    “Koyundan geriye ne kaldı?”

    “Sadece omuzu kaldı!” dediler. Aleyhisselatu vesselam ise:

    “ Omuzu hariç geri tarafı kaldı!” buyurdular.”

    (Tirmizi, Kıyamet 34)

  • 571

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) kendisine, ilk çıkan turfanda meyve getirilirdi de, o zaman şöyle dua ederdi:

    “ALLAH'ım Medine'mizi bizim için mübarek kıl, meyvelerimizi, müdd'ümüzü, sa'mızı mübarek kıl, bereketlerini kat kat artır.”

    Bu duadan sonra, getirilen meyveyi orada hazır bulunan çocukların en küçüğüne verirdi.”

    (Müslim, Hacc 474) 

  • 570

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav) hiçbir vakit herhangi bir yemeğe laf etmedi, iştah duyduğu bir yemekse yerdi, hoşuna gitmeyen bir yemekse terkederdi (yemezdi).”

    (Buhari, Et'ime 21)

  • 569

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bir avuç çürük hurma ile de olsa akşam yemeği yeyin. Zira akşam yemeğinin terki ihtiyarlık sebebidir.”

    (Tirmizi, Et'ime 46)

  • 568

    Mikdam İbnu Ma'dikerb (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Ademoğlu, mideden daha şerli bir kap doldurmaz. Ademoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir. Ancak (nefsinin galebesiyle) illa da (mideyi doldurma işini) yapacaksa, bari onu üçe ayırsın: Üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine (tahsis etsin, üçte birden fazlasına yemek koymasın).”

    (Tirmizi, Zühd 47)

  • 567

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: “(Bir zat) Resulullah (sav)'ın yanında öğürmüştü, ona:

    “ Öğürtünü bizden uzak tut. Zira, dünyada insanların en çok doymuş olanları, kıyamet günü en çok aç kalacak olanlardır.” buyurdular.”

    (Tirmizi, Kıyamet 38)

  • 566

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    İki kişinin yiyeceği üç kişiye de yeter. Üç kişinin yiyeceği de dört kişiye yeter.”

    (Buhari, Et'ime 11)

   

-->