Seçme Hadisler


  • 499

    Ebu İdris el-Havlani, Muaz İbnu Cebel (ra)'den naklediyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH Teâla Hazretleri şöyle hükmetti:

    “Benim rızam için birbirlerini sevenlere, benim için bir araya gelenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim için birbirlerine harcayanlara sevgim vacip olmuştur.”

    (Muvatta, Şi'r 16)

  • 498

    Hz. Muaz İbnu Cebel (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH Teâla Hazretleri buyuruyor ki: “Benim celalim adına birbirlerini sevenler var ya! Onlar için nurdan öyle minberler vardır ki, peygamberler ve şehidler bile onlara gıpta ederler.”

    (Tirmizi, Zühd 53)

  • 497

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Aziz ve Celil olan ALLAH Teâla Hazretleri Kıyamet günü şöyle diyecek: “Benim celalim adına sevişenler nerede? Gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu günde onları gölgemde gölgelendireyim!”

    (Müslim, Birr 37) 

  • 496

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim:

    “ Dostunu severken ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da buğzunu ölçülü yap, günün birinde dostun olabilir.”

    (Tirmizi, Birr 60)

  • 495

    Yezid İbnu Nu'âme ed-Dâbi (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Bir kimse, bir başkasıyla kardeşleştiği zaman, ilk iş ismini, babasının ismini ve kimlerden olduğunu sorsun. Çünkü böyle yapmak, sevginin artmasına daha uygundur.”

    (Tirmizi, Zühd 54)

  • 494

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav)'ın yanında bir adam vardı. Derken oradan birisi geçti. (Aleyhissâlatu vesselamın yanındaki):

    “ Ey ALLAH'ın Resulü!  Ben şu geçeni seviyorum.” dedi.

    “ Pekiyi kendisine haber verdin mi?” diye Aleyhissâlatu vesselam sordu.

    “ Hayır.” deyince,

    “ Ona haber ver!” dedi. Adam kalkıp, gidene yetişti ve:

    “ Seni ALLAH için seviyorum.” dedi. Adam da:

    “ Kendisi adına beni sevdiğin Zât da seni sevsin!” diye mukabelede bulundu.”

    (Ebu Davud, Edeb 122)

  • 493

    Mikdam İbnu Mâdikerb (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Biriniz kardeşini (ALLAH için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin.”

    (Ebu Davud, Edeb 122)

  • 492

    Numan İbnu Beşir (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte mü'minlerin misali, bir bedenin misalidir. Ondan bir uzuv rahatszı olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler.”

    (Buhari, Edeb 27)

  • 491

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Nefsim yed-i kudretinde olan zata yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!”

    (Müslim, İman 93)

  • 490

    Ebu Musa (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince, ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın.”

    (Buhari, Büyü 38)

  • 489

    Ebu Derdâ (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav) oturdu mu etrafına biz de otururduk. Kalkar, (fakat geri) dönmeyi arzu ederse ayakkabılarını veya üzerinde olan (rida, sarık gibi) bir şeyi çıkarır (yerine koyar)dı. Böylece ashab (geri geleceğini) bilir ve yerlerinde otururlardı.”

    (Ebu Davud, Edeb 30)

  • 488

    Ebu Said el-Hudri (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Meclislerin en hayırlısı geniş olanıdır.”

    (Ebu Davud, Edeb 14)

  • 487

    Amr İbnu Şuayb (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bir kimsenin, izin almadan iki kişinin arasına oturması helal olmaz.”

    (Ebu Davud, Edeb 24)

  • 486

    Vehb İbnu Huzeyfe (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bir kimse ihtiyacı için çıkar, sonra geri dönerse, önceki yerine oturmaya (herkesten ziyade) hak sahibidir.”

    (Tirmizi, Edeb 10)

  • 485

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Sizden kimse, bir başkasını yerinden kaldırıp sonra da oraya oturmasın. Ancak (halkayı) genişletin, yer açın, ALLAH da size genişlik versin.”

    (Buhari, İsti'zan 31)

  • 483

    Ebu Ümame (ra) anlatıyor: “ Bir gün Resulullah (sav) yanımıza geldi, elinde de bir asa (değnek) vardı. Biz ayağa kalktık.

    “Yabancıların birbirlerini büyüklemek için ayağa kalkmaları gibi ayağa kalkmayın!” buyurdu.”

    (Ebu Davud, Edeb 165)

  • 482

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Üç kişi beraberken, ikisi aralarında hususi konuşmasınlar, bu, öbürünü üzer.”

    (Buhari, İsti'zan 45) 

  • 481

    Ebu Zerr (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Ey Ebu Zerr! Mâruf'tan (iyilik) hiçbir şeyi hakir görme, hatta bir kardeşini güler bir yüzle karşılaman bile (basit bir şey değildir). Et satın aldığın veya bir tencere kaynattığın zaman suyunu artır, ondan komşuna bir avuç (kadar da olsa) ver.” 

    (Tirmizi, Et'ime 30)

  • 480

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Casusluk etmeyin, rekabet etmeyin, hasedleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, ey ALLAH'ın kulları, ALLAH'ın emrettiği şekilde kardeş olun.

    Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona (ihanet etmez), zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmez. Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her Müslümanın malı, kanı ve ırzı diğer Müslümana haramdır.

    ALLAH sizin suretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Takva şuradadır -eliyle göğsünü işaret etti-:

     Sakın ha! Birinizin satışı üzerine satış yapmayın. Ey ALLAH'ın kulları kardeş olun. Bir Müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi helal olmaz.”

    (Buhari, Edeb 45)

  • 479

    Ebu Said (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Şüphesiz ki kıyamet günü, ALLAH'ın en çok ehemmiyet vereceği emanet, kadın-koca arasındaki emanettir. Kadınla koca birbiriyle içli dışlı olduktan sonra, kadının esrarını erkeğin neşretmesi, o gün en büyük ihanettir.”

    (Müslim, Nikâh 123) 

  • 478

    Hz. Câbir (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bir mü'min erkek, bir mü'min kadına buğzetmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir.”

    (Müslim, Radâ 61)

  • 477

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kadınlara hayırhah olun, zira kadın bir eyeği kemiğinden yaratılmıştır. Eyeği kemiğinin en eğri yeri yukarı kısmıdır. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi haline bırakırsan eğri halde kalır. Öyleyse kadınlara hayırhah olun.”

    (Buhari, Nikâh 79)

  • 476

    “Nesebinizden sıla-i rahim yapacaklarınızı öğrenin. Zira sıla-i rahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır.”

    (Buhari, Edeb 12)

  • 475

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim, rızkının ALLAH tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını isterse akraba ziyareti yapsın.” 

    (Buhari)

  • 474

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: “Bir adam gelerek:

    “Ey ALLAH'ın Resulü, annem vefat etti. Ben onun için tasaddukta bulunsam ona faydası olur mu?” diye sordu. Aleyhissâlatu vesselam:

    “ Evet!” deyince, adam:

    “ Benim bir meyveliğim var. Sizi şahid kılıyorum, onu annem için tasadduk ediyorum!” dedi.”

    (Buhari, Vesâyâ 15)

  • 473

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Sadakanın en hayırlısı zenginlik halinde verilendir. Nafakasını vermek zorunda olduklarından bağışla.”

    (Buhari, Zekât 18)

  • 472

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bir adam: “Bu gece mutlaka bir sadaka vereceğim!” deyip, sadakasıyla çıktı. Fakat (farkına varmadan) onu bir hırsızın avucuna sıkıştırdı. Sabah olunca herkes:

    “ Bu gece bir hırsıza sadaka verilmiş!” diye dedikodu yaptı. Adam:

    “ Ya Rabbi bir hırsıza sadaka verdiğim için sana hamdediyorum!” dedi ve ilave etti: “Ancak mutlaka bir sadaka daha vereceğim!”

    Yine sadakasıyla çıktı. (Gece karanlığında bu sefer de) bir zaniyenin avucuna sıkıştırdı. Sabahleyin herkes:

    “ Bu gece bir zaniyeye sadaka verilmiş!” diye dedikodu yaptı: Adam:

    “ ALLAH'ım bir hırsız ve zaniyeye sadaka verdiğim için sana hamdolsun! Ancak yine de bir sadaka da bulunacağım!” dedi. Sadakasıyla birlikte sokağa çıktı. (Karanlıkta) bu sefer de bir zenginin eline sıkıştırdı. Sabahleyin herkes:

    “ Bu gece bir zengine sadaka verilmiş!” diye dedikodu yaptı. Adam:

    “ ALLAH'ım, bir hırsız, bir zaniyeye ve bir zengine sadaka veriğim için sana hamdediyorum!” dedi. (Bilahare rüyasında ona gelip şöyle denildi):

    “ Senin sadakaların kabul edildi. Şöyle ki: (İhlasla yani ALLAH rızası için vermen sebebiyle) hırsızın hırsızlıktan vazgeçip iffete gelmesi, zaniyenin zinadan vazgeçmesi, zenginin ibret alıp ALLAH'ın kendine verdiklerinden tasadduk etmesi umulur.”

    (Buhari, Zekât 14)

  • 471

    Hz. Cerir (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav)'a üstü başı yok, ayakları çıplak, sadece kaplan postu gibi çizgili bedevi peştemalı -veya abalarına- sarınmış, kılıçları boyunlarında asılı oldukları halde hepsi de Mudarlı olan bir grup geldi. Onların bu fakir ve sefil halini görmekten Resulullah (sav)'ın yüzü değişti. Odasına girdi, tekrar geri geldi. Hz. Bilâl'e ezan okumasını söyledi. O da ezan okudu, sonra ikamet getirdi. Namaz kılındı. Aleyhissâlatu vesselam namazdan sonra cemaate hitabetti ve:

    “ Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratıp, ondan zevcesini halk eden ve ikisinden de pek çok erkek ve kadın var eden Rabbinizden korkun. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuzALLAH'ın ve akrabanın haklarına riayetsizlikten de sakının. ALLAH şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.”(Nisâ, 4/1)

    ayetini okudu. Bundan sonra Haşir suresindeki şu ayeti okudu:

    “ Ey insanlar, ALLAH'tan korkun. Herkes yarına ve hazırladığına baksın. ALLAH'tan korkun, çünkü ALLAH işlediklerinizden haberdardır.”(Haşr,59/18).

    Resulullah sözüne devamla:

    “Kişi dinarından, dirheminden, giyeceğinden, bir sa' buğdayından, bir sa' hurmasından tasaddukta bulunsun. Hiçbir şeyi olmayan, yarım hurma da olsa mutlaka bir bağışta bulunmaya gayret etsin.”

    buyurdu. Derken Ensâr'dan bir zat, nerdeyse taşıyamayacağı kadar ağır bir bohça ile geldi. Sonra halk sökün ediverdi (herkes bir şey getirmeye başladı). Öyle ki, az sonra biri yiyecek, diğeri giyecek maddesinden müteşekkil iki yığının maydana geldiğini gördüm. Resulullah (sav) memnun kalmıştı, yüzünün yaldızlanmış gibi parladığını gördüm. Şöyle buyurdular:"

    “ İslam'da kim bir hayırlı yol açarsa, ona bu hayrın ecri ile, kendisinden sonra o hayrı işleyenlerin ecrinin misli verilir. Bu, onların ecrinden hiçbir şey eksiltmez de. Kim de İslam'da kötü bir yol açarsa, ona bunun günahı ile, kendinden sonra onu işleyenlerin günahı da verilir. Bu da onların günahından hiçbir eksilmeye sebep olmaz.”

    (Müslim, Zekât 69)

  • 470

    Avf İbnu Mâlik (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav), bir gün elinde asası olduğu halde çıktı. Adamın biri çürüklü bir hurma salkımı asmış idi. Aleyhissâlatu vesselam salkıma değneğini dürtüyor ve şöyle diyordu:”

    “ Bu sadakanın sahibi, keşke bundan daha iyisini tasadduk etmek isteseydi. Bu sadakanın sahibi, kıyamet günü çürük hurma yiyecek.”

    (Ebu Davud, Zekât 16)

  • 469

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

     “Mal sadaka ile eksilmez.”

     “ALLAH affı sebebiyle kulun izzeti artar.”

     “ALLAH için mütevazi olan bir kimseyi ALLAH yüceltir.”

    (Müslim, Birr 69)

   

-->