Seçme Hadisler


  • 432

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “İnsanlar sizlere ilimden sormaya devam ederek şunu demeye gelirler: 'Anladık, ALLAH her şeyin yaratıcısıdır, pekiyi ALLAH'ın yaratıcısı kimdir?' ”

    (Buhari, Bed'ül-Halk 11) 

  • 431

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav)'ın Adbâ adında bir devesi vardı. Bu bütün yarışları kazanırdı. Bir gün binek devesi üzerinde bir bedevi geldi ve yarışta Adbâ'yı geçti. Bu durum ashabın ağrına gitti. Resulullah (sav), üzüntülerini yüzlerinden okuyunca şu açıklamayı yaptı:"

    “ Yeryüzünde, yükselttiği her şeyi arkadan alçaltmak ALLAH üzerine bir haktır.”

    (Buhari, Cihad 59)

  • 430

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Yolculuk azabtan bir parçadır, her birinizin yiyeceğine, içeceğine, uykusuna mani olur. Öyleyse işini bitiren, ailesine dönmede acele etsin.”

    (Buhari, Umre 19)

  • 429

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emir (başkan) yapsınlar.”

    (Ebu Davud, Cihad 87)

  • 428

    Said İbnu'l-Müseyyeb (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez.”

    (Muvatta, İsti'zan 36) 

  • 427

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “İnsanlar yalnızlıktaki (mahzuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı.”

    (Buhari, Cihad 135)

  • 426

    Sahr İbnu Veda'a el-Gamidi (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şöyle dua ederdi:

    “ALLAH'ım, ümmetime erkenciliği mübarek kıl.”

    "Nitekim, Aleyhissâlatu Vesselam Efendimiz bir seriyye veya bir ordu göndereceği zaman, onu günün erken  saatinde yola çıkarırdı. Sahr tüccardı, o da ticarete günün ilk saatinde çıkardı. Böylece zengin oldu ve malı arttı.”

    (Ebu Davud, Cihad 85) 

  • 425

    Ukbe İbnu'i- Haris (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) bize ikindi namazı kıldırmış idi. (Selam verince) acele ile cemaati yarıp eve girdi. Halk onun bu telaşından hayrete düşmüştü. Ancak geri dönmesi gecikmedi. Gelince, (halkın merakını yüzlerinden anlayan Hz. Peygamber şu açıklamayı yaptı):

    “Yanımda kalan bir kısım altın vardı (namazda) onu hatırladım. Beni alıkoyacağından korktum ve hemen gidip dağıttım.”

    (Buhari, Ezan 155)

  • 424

    Ebu Hureyre Hazretleri (ra) anlalatıyor: Resulullah (sav) bir hads-i kutside, ALLAH Teâla Hazretlerinin şöyle söylediğini haber verdi:

    Sen infak et, ben de sana infak edeyim.” Efendimiz devamla dedi ki:

    “ALLAH'ın eli (yedullah) doludur. Gece ve gündüz (boyu yapılan) arkası kesilmez infaklar onu azaltmaz. Arz ve semavatın yaratılışından beri ALLAH'ın infak ettiklerini düşünün! Bunlar, O'nun elindekinden hiçbir şey eksiltmemiştir. O'nun Arş'ı suyun üzerindedir. Elinde mizan da var, alçaltır, yükseltir.”

    (Buhari, Tevhid 22)

  • 423

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Sehavet sahibi ALLAH'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise ALLAH'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil sehavet sahibini ALLAH, cimri ibadet düşkününden daha çok sever.”

    (Tirmizi, Birr 40)

  • 422

    Ebu Said (ra) anlatıyor: Resulullah (sav);

    “Mü'minin ferasetinden kaçının, çünkü o Allah Teâla'nın nuruyla bakar.”

    buyurup, sonra şu ayeti okudular:

    “Elbette bunda fikr u firaseti olanlar için ibretler vardır.”

    [(Hicr, 75). (Tirmizi, Tefsir)]

  • 421

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki:

    “Pahalanması için, kim bir yiyecek maddesini kırk gün saklarsa, o, ALLAH'tan yüz çevirmiştir. ALLAH da ondan yüz çevirmiştir.”

    (Müsned, 2, 33) 

  • 419

    İbnu'l-Müseyyeb (ra)'den rivayet edildiğine göre demiştir ki:

    “ALLAH Teâla Hazretleri münezzehtir, (halde ve sözde) nezih olanı sever; naziftir, nezafeti sever; kerimdir, keremi sever; cömerttir, cömertliği sever; öyle ise avlularınızı temizleyin ve Yahudilere benzemeyin.”

    (Tirmizi, Edeb 41)

  • 418

    Amr İbnu Şu'ayb an ebihi an ceddihi (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Saçtaki akları yolmayın. Zira bir kimse Müslüman iken tek bir kıl bile ağarmış olsa, bu kıyamet günü onun için mutlaka bir nur olur.”

    (Ebu Davud, Tereccül 17) 

  • 417

    Atâ İbnu Yesâr (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav)'a saçı sakalı karmakarışık bir adam gelmişti. Efendimiz, ona (eliyle) işaret buyurarak, sanki saçını ıslah etmesini emretmişti. Adam bunu yapıp sonra tekrar geri geldi. Aleyhissâlatu vesselam buyurdular:"

    “ Şu hal, sizden birinizin tıpkı bir şeytan gibi başı(ndaki saçları) karmakarışık vaziyette gelmesinden daha hayırlı değil mi?”

    (Muvatta, Şa'ar 7) 

  • 416

    Ebu Katâde (ra) anlatıyor:  "Ey ALLAH'ın Resulü, benim omuzlarıma kadar dökülen (gür) saçlarım var, tarayıp tanzim edeyim mi?” dedim.

    “ Evet , ona ikramda bulun.” dedi.

    (Muvatta, Şa'ar 6)

  • 415

    Ebu Talha (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav)'a açlıktan şikayet ettik ve karınlarımızı açıp gösterdik. Herkeste bir taş vardı. Resulullah (sav) da karnını açtı. O'nda iki taş vardı.”

    (Tirmizi, Zühd 39)

  • 414

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Şurası muhakkak ki, ALLAH hakkında benim korkutulduğum kadar kimse korkutulmamıştır. ALLAH yolunda bana çektirilen otuz gecelik bir ay boyu, Bilâl ile benim yiyeceğim, Bilal'in koltuğunun altına sıkışacak miktarı geçmemiştir.”

    (Tirmizi, Kıyamet 35) 

  • 413

    Numan İbnu Beşir (ra) anlatıyor: Hz. Ömer (ra) insanların nail oldukları dünyalıktan söz etti ve dedi ki:

    “Gerçekten ben Resulullah (sav)'ın bütün gün açlıktan kıvrandığı halde, karnını doyurmaya adi hurma bile bulamadığını gördüm.”

    (Müslim, Zühd 36) 

  • 412

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav) ve ailesi üst üste pek çok geceleri aç geçirirler ve akşam yemeği bulamazlardı. Ekmekleri çoğunlukla arpa ekmeği idi.”

    (Tirmizi, Zühd 38)

  • 411

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor:

    “ Bazı aylar olurdu, hiç ateş yakmazdık, yiyip içtiğimiz sadece hurma ve su olurdu. Ancak, bize bir parçacık et getirilirse o hariç.”

    Diğer bir rivayette:

    “ Resulullah ölünceye kadar Muhammed ailesi buğday ekmeğini üst üste üç gün doyuncaya kadar yememiştir.”

    (Buhari, Et'ime 23)

  • 410

    Hz. Ali (ra) anlatıyor): "Biz Resulullah (sav) ile birlikte otururken uzaktan Mus'ab İbnu Umeyr (ra) göründü, bize doğru geliyordu. Üzerinde deri parçası ile yamanmış bir bürdesi vardı. Resulullah (sav) onu görünce, (Mekke'de iken giyim kuşam yönünden yaşadığı) bolluğu düşünerek ağladı. Sonra şunu söyledi:"

    “(Gün gelip, sizden biri, sabah bir elbise, akşam başka bir elbise giyse ve önüne yemek tabaklarının biri getirilip diğeri kaldırılsa ve evlerinizi de (halılar ve kilimler ile) Kâ'be gibi örtseniz o zamanda nasıl olursunuz?”

    “ O gün, bugünümüzden çok daha iyi oluruz. Çünkü hayat külfetimiz karşılanmış olacak, biz de ibadete daha çok vakit ayıracağız.” dediler.

    “ Hayır!  bilakis siz bugün o günden daha iyisinizdir.” buyurdu."

    (Tirmizi, Kıyamet 36)

  • 407

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Fukaralar, cennete zenginlerden beş yüz yıl önce girerler. Bu (ALLAH'ın indinde) yarım gündür.”

     (Tirmizi, Zühd 37)

  • 409

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şöyle dua ederdi:

    “ALLAH'ım, Al-i Muhammed'in rızkını belini doğrultacak kadar ver -bir diğer rivayette- “yetecek kadar ver.”

    (Buhari, Rikâk 17) 

  • 408

    Ebu Zerr (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) Efendimiz buyurdular ki:

    “Dünyada zahidlik, helal olanı haram etmek veya malı ziyan etmekle olmaz. Gerçek zahidlik, ALLAH'ın elinde olana, kendi elinde olandan daha çok güvenmen ve bir musibete düştüğün zaman getireceği sevabı sebebiyle, onun devamına rağbet göstermendir.”

    (Tirmizi, Zühd 29)

  • 406

    Abdullah İbnu Amr İbni'l- As (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Sadaka, ne zengine ne de sakatlığı olmayan güçlüye helal değildir.”

    (Tirmizi, Zekat 23)

  • 405

    Ebu Humeyd es-Saidi (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) zekat toplama işinde bir adam istihdam etti.-Bir rivayette “Beni Süleym'in zekatını toplama işinde” denmiştir- Adam vazifeden dönünce:

    “ Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!” dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav) (öfkeyle) minbere çıkıp, ALLAH'a hamd ve senada bulunduktan sonra şunları söyledi:

    “ Emmâ ba'd, ben sizden birini, ALLAH'ın bana tevdi ettiği bir işte istihdam ederim. Sonra o gelir: “ Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!” der. Bu adama, babasının veya anasının evinde otursaydı da, eğer doğru sözlüyse hediyesi ayağına gelseydi ya! Vallahi sizden kim haksız bir şey alırsa, mutlaka onu boynunda taşır olduğu halde kıyamet günü ALLAH'la karşılaşacaktır. Eğer bu haksız aldığı şey deve ise böğürecek, sığırsa möleyecek, koyunsa meleyecektir!”

    Sonra Resulullah (sav) ellerini kaldırdı, o kadar ki koltuk altındaki beyazlık gözüktü: “ ALLAH'ım tebliğ ettim mi?” dedi ve bu sözünü üç kere tekrar etti.”

    (Buhari, Hiyel 15) 

  • 404

    Ebu Vâil anlatıyor: Hz. Üsame (ra)'yi işittim diyordu ki: Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki:

    Kıyamet günü bir adam getirilip ateşe atılır. Karnındaki bağırsakları dışarı çıkar. Onları, eşeğin değirmen taşını dönderdiği gibi dönderir. Derken, cehennem ahalisi etrafında toplanır ve: “Ey fülan, sen dünyada iken (bize) ma'rufu emredip, münkerden nehyetmiyor muydun?”  derler. O: “Evet, ma'rufu emrederdim ama kendim yapmazdım, münkeri yasaklardım ama kendim yapardım.” diye cevap verir.”

    (Buhari, Bed'ül-Halk 10) 

  • 403

    Ammâr İbnu Yâsir (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kimin dünyada iki yüzü varsa kıyamet günü, ateşten iki dili olacaktır.”

    (Ebu Davud, Edeb 39) 

  • 402

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

    Kıyamet gününde, ALLAH nazarında en kötü olanlardan bir kısmını da iki yüzlülerin teşkil ettiğini göreceksiniz. Bunlar bazılarına bir yüzle, diğer bazılarına da başka bir yüzle giden insanlardır.”

    (Buhari, Edeb 52) 

   

-->