Seçme Hadisler


  • 134

    Hz. Osman (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Sizin en hayırlınız Kur'an-ı Kerim'i öğrenen ve öğretendir.” (Buhari, Fedailu'l-Kur'an 21)

  • 133

    Ebu Musa (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kur'an okuyan mü'minin misali portakal gibidir; kokusu güzel, tadı hoştur. Kur'an okumayan mü'minin misali hurma gibidir; tadı hoştur fakat kokusu yoktur. Kur'an'ı okuyan facir misali reyhan otu gibidir; kokusu güzeldir, tadı acıdır. Kur'an okumayan facirin misali Ebu Cehil karpuzu gibidir; tadı acıdır, kokusu da yoktur.” (Buhari, Et'ime 30)

  • 132

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şöyle buyurdu:

    “Kur'an'da mahir olan (hıfzını ve okuyuşunu güzel yapan), Sefere denilen kerim ve muti meleklerle beraber olacaktır. Kur'an'ı kekeleyerek zorlukla okuyana iki sevap vardır.” (Buhari, Tevhid 52)

  • 131

    Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kur'an'ı okuyup ona sahip çıkan kimseye (ahirette): 'Oku ve (cennetin derecelerine) yüksel, dünyada nasıl ağır ağır okuyor idiysen öyle oku. Zira senin makamın, okuduğun en son ayetin seviyesindedir.' denir." (Ebu Davud, Vitr 20)

  • 130

    Hz. Ali (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim Kur'an'ı okur, ezberler, helal kıldığı şeyi helal kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabul ederse ALLAH, o kimseyi cennete koyar.  Ayrıca, hepsine cehennem şart olmuş ailesinden on kişiye şefaatçi kılınır.” (Tirmizi,  Sevâbu'l-Kur'an 13)

  • 129

    Sehl İbnu'l Muaz el-Cuheni (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim Kur'an'ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü babasına bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı, güneş dünyadaki herhangi bir evde bulunduğu takdirde onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur'an ile bizzat amel edenin ışığı nasıl olacak, düşünebiliyor musunuz?” (Ebu Davud, Salât 349)

  • 128

    Ebu Said (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Aziz ve celil olan ALLAH diyor ki: 'Kim, Kur'ân-ı Kerim'i okuma meşguliyeti sebebiyle benden istemekten geri kalırsa, ben ona, isteyenlere verdiğimden fazlasını veririm.' ” (Tirmizi,  Sevâbu'l-Kur'an 25)

  • 127

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: Bir adam:

    “Ey ALLAH'ın Resulü, ALLAH'a hangi amel daha sevimlidir?” diye sordu. Resulullah (sav): “Yolculuğu bitirince tekrar yola başlayan...” cevabını verdi. “Yolculuğu bitirip tekrar başlamak nedir?” diye ikinci sefer sorunca: “Kur'an'ı başından sonuna okur, bitirdikçe yeniden başlar.” cevabını verdi.” (Tirmizi, Kıraât 4)

  • 126

    Ebu Umame (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (sav)'in şöyle söylediğini işittim:

    “ALLAH, geceleyin Kur'an okuyan bir kula kulak verdiği kadar hiçbir şeye kulak verip dinlemez. ALLAH'ın rahmeti namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır. Kullar, ondan çıktığı andaki kadarhiçbir zaman ALLAH'a yaklaşmış olmaz.”

    Ebu Nadr der ki: “Ondan” tabiriyle “Kur'an'dan” denmek istenmiştir. (Tirmizi,  Sevâbu'l-Kur'an 17)

  • 125

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bir grup, Kitâbullah'ı okuyup ondan ders almak üzere ALLAH'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekinet iner ve onları ALLAH'ın rahmeti bürür. Melekler de kanatlarıyla sararlar. ALLAH, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar.” (Ebu Davud, Salât 349)

  • 124

    Haris el-A'var anlatıyor: “Mescide uğramıştım; gördüm ki halk, zikri terkedip malayani konulara dalmış, konuşuyor. Hz. Ali (ra)'e çıkıp durumdan haberdar ettim. Bana:

    “Doğru mu söylüyorsun, öyle mi yapıyorlar?” dedi. Ben:

    “Evet dediğim doğrudur.” deyince:

    “Ben Resulullah (sav)'in şöyle söylediğini işittim:

    “Haberiniz olsun bir fitne çıkacak!” Ben hemen sordum:

    “Bundan kurtuluş yolu nedir Ey ALLAH'ın Resulü?” Buyurdu ki:

    “ALLAH'ın Kitabı(na uymak)tır. O'nda sizden önceki (milletlerin ahvaliyle ilgili) haber, sizden sonra (kıyamete kadar) gelecek fitneler ve kıyamet ahvali ile ilgili haberler mevcut. Ayrıca sizin aranızda (iman-küfür, taat-isyan, haram-helal vs. nev'inden) cereyan edecek ahvalin de hükmü var. O, hak ile batılı ayırdeden ölçüdür. O'nda her şey ciddidir, gayesiz bir kelam yoktur. Kim akılsızlık edip, O'na inanmaz ve O'nunla amel etmezse, ALLAH onu helak eder. Kim O'nun dışında hidayet ararsa ALLAH onu saptırır. O ALLAH'ın sağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir, O dosdoğru yoldur. O, kendine uyan hevaları koymaktan, kendisini (kıraat eden) dilleri iltibastan korur. Alimler ona doyamazlar. Onun çokca tekrarı usanç vermez, tadını eksiltmez. İnsanı hayretlere düşüren mümtaz yönleri son bulmaz, tükenmez, O öyle bir kitaptır ki, cinler işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar: “Biz, hiç duyulmadık bir tilavet dinledik. Bu doğruya götürmektedir. Biz, O'nun (ALLAH kelamı olduğuna) inandık” (Cin 1). Kim ondan haber getirirse doğru söyler. Kim onunla amel ederse ücrete mazhar olur. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur."

    “Ey A'ver, bu güzel kelimeleri iyi öğren.” (Tirmizi, Sevâbu'l-Kur'an, 14)

  • 123

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim Kur'an hakkında ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerini hazırlasın.” (Tirmizi, Tefsir 1)

  • 122

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) bir keresinde;

    “Hanginiz, varisinin malını kendi malından daha çok sever?” diye sordu. Cemaat:

    “Ey ALLAH'ın Resulü, içimizde herkes,kendi malını varisinin malından daha çok sever.” dediler. Bunun üzerine:

    “Öyleyse şunu bilin: Kişinin gerçek malı hayatında gönderdiğidir. Geriye koyduğu da varislerinin malıdır.” (Buhari, Rikâk 12)

  • 121

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şöyle söyledi:

    “Altına tapanlar mel'undur, gümüşe tapanlar mel'undur.” (Tirmizi, Zühd 42)

  • 120

    Abdullah İbnu'ş-Şihhir (ra) anlatıyor: Rasulullah (sav) Elhakümü't-tekasür suresini okurken yanına geldim. Bana:

    “İnsanoğlu 'malım malım' der. Halbuki âdemoğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip gönderdiğinden başka, kendisinin olan neyi var? (Gerisini ölümle terk eder ve insanlara bırakır).” dedi. (Müslim, Zühd 3-4)

  • 119

    Ka'b İbnu İyaz (ra) anlatıyor: Rasulullah (sav)'ı şöyle derken işittim:

    “Her ümmet için bir fitne vardır, ümmetimin fitnesi de maldır.”(Tirmizi, Zühd 26)

  • 118

    Ebu Said el-Hudri (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “İki haslet vardır ki bir mü'minde asla beraber bulunmazlar: Cimrilik ve kötü ahlak.” (Tirmizi, Birr 41)

  • 117

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: “Bir gün Resulullah (sav) bize hitap ederek şöyle buyurdular:

    “Sıkılık huyundan kaçının. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helak oldular. Şöyle ki: Bu huy onlara cimrilik emretti, onlar hemen cimrileşiverdiler, sıla-ı rahmi kesmelerini emretti, hemen sıla-ı rahmi kestiler, doğru yoldan çıkmayı (fücur) emretti, hemen doğru yoldan çıktılar.” (Ebu Davud, Zekat 46)

  • 116

    Ebu Zerr (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (sav) Kâbe'nin gölgesinde otururken yanına geldim. Beni görünce:

    “Kâbe'nin Rabbine kasem olsun onlar zararda.”

    buyurdu. Ben: “Ey ALLAH'ın Resulü, annem babam sana feda olsun, onlar kimlerdir?” dedim. Buyurdu ki:

    “Onlar malca çok olanlardır. Ancak -eliyle ön, arka, sağ ve sol taraflarını göstererek- şöyle şöyle bol bol vermelerini emredenler müstesna.” dedi. Ve hemen ilave etti:

    “Böyleleri ne kadar az! Şunu bilin ki, devesi, sığırı, davarı olup da zekatını vermeyen her insan kıyamet günü, o malları, mümkün olan en iri ve en semiz şekilde karşısına çıkıp, sırayla boynuzlarıyla toslayacak, ayaklarıyla çiğneyecek. Sonuncusu da bu muameleyi yapınca birinci tekrar başlayacak. Bu hal, insanlar arasındaki hüküm bitinceye kadar devam edecek.”

    (Müslim, Zekat 301)

  • 114

    Hz. Ebu Hureyre ve Hz. Ma'kıl İbnu Yesar (ra)'ın anlattıklarına göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuşlardır:

    “Muhtekirler ve cana kıyanlar aynı derecede haşr olacaklardır. Kim Müslümanların herhangi bir şeydeki fiyatına müdahale ederek pahalandırırsa, kıyamet gününde ateşin büyüğünde cezalandırılması ALLAH'a vacib olmuştur.” (Rezin'in ilavesidir. Münziri'nin Terğib ve Terhib'inde kaydedilmiştir.)

  • 113

    Hz. Muaz (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (sav)'in şöyle söylediğini işittim:"

    “İhtikâr yapan kişi ne kötüdür. ALLAH fiyatları ucuzlatsa üzülür, pahalandırsa sevinir.”(Beyhaki, Şu'abu'l-İman)

  • 112

    Hz. Bilal (ra), Rasulullah (sav)'a (iyi cins bir hurma olan) berni hurması getirmişti. “Bu nereden?” diye sordu. Bilâl (ra): "Bizde adi hurma vardı. Resulullah (sav)'in yemesi için ondan iki ölçek vererek bundan bir ölçek satın aldık." dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav):

    “Eyvah! Bu ribanın ta kendisi, eyvah bu ribanın ta kendisi, sakın öyle yapma. Şayet iyi hurma satın almak istersen elindekini ayrıca sat. Sonra onun parasıyla iyi hurma satın al.” dedi." (Buhari, Vekâlet 11)

  • 111

    Ebu Said (ra) anlatıyor:

    Resulullah (sav) zamanında bize bayağı hurma veriliyordu. Bu muhtelif cins kuru hurmanın bir karışımı idi. Bu bayağı hurmanın iki ölçeğini bir ölçek iyi hurma mukabilinde satıyorduk. Bu tarz, Hz. Peygamber (sav)'in kulağına ulaşınca şöyle buyurdu:

    “İki ölçek hurmaya bir ölçek hurma, iki ölçek buğdaya bir ölçek buğday, iki dirheme bir dirhem olmaz.”

    (Buhari, Büyû 20)

  • 110

    Ömer İbnu'l-Hattab (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Altın altınla peşin olmazsa ribadır. Buğday buğdayla peşin satılmazsa ribadır. Arpa arpayla peşin satılmazsa ribadır. Kuru hurma kuru hurmayla peşin satılmazsa ribadır.”

    (Buhari, Büyû 54)

  • 109

    Amr İbnu'l-Ahvas (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (sav)'i veda haccı sırasında dinledim, şöyle diyordu:

    “Haberiniz olsun, cahiliye devrindeki bütün ribalar kaldırılmıştır, ödenmeyecektir. Sadece verdiğiniz ana parayı alacaksınız. Böylece ne zulmetmiş olacaksınız ne de zulme uğramış olacaksınız."

    "Haberiniz olsun cahiliye devrindeki bütün kan davaları kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası da el-Haris İbnu Abdulmuttalib'in kan davasıdır. Bu kimse Benû Leys'te süt anadaydı. Hüzeyl onu öldürmüştü." Resulullah (sav):

    "Ya Rabbi tebliğ ettim mi?" dedi. Cemaat:

    "Evet, tebliğ ettin!.." dediler ve üç kere tekrarladılar. Resulullah (sav):

    "Ya Rabbi şahid ol!" dedi ve üç kere tekrarladı.”

    (Ebu Davud, Büyû 5)

  • 108

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “İnsanlar öyle devre ulaşacak ki, o zamanda riba yemeyen kalmayacak. Öyle ki (doğrudan) yemeyene buharı ulaşacak.”

    (Ebu Davud, Büyû 3)

  • 107

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor:

    “Resulullah (sav) ribâyı (faizi) yiyene de, yedirene de lanet etti.” (Müslim, Müsâkât 25)

    Ebu Davud ve Tirmizi'nin rivayetlerinde şu ziyade vardır:

    “(Faiz muamelesine) şahitlik edenlere de, bu muameleyi yazana da...”

  • 106

    Ebu Eyyüb (ra) anlatıyor: Resulullah (sav)'ı dinledim, diyordu ki:

    “Kim çocuğuyla annesi arasını ayırırsa, kıyamet günü ALLAH (cc) sevdikleriyle onun arasını ayırır.”

    (Tirmizi, Büyû 52)

  • 105

    “Kişi, kardeşi, satınalma işini kesinliğe kavuşturuncaya veya tamamen vazgeçinceye kadar araya girip alışverişte bulunmasın.”(Nesai)

  • 104

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Hz. Peygamber (sav) şöyle emrettiler:

    “Satıcılar mallarını çarşıya indirmezden önce yolda karşılayıp alışveriş yapmayın.” (Tirmizi ve Muvatta dışındakilerde tahric edilmiştir.)

    Ebu Davud hadisin baş kısmında şu ziyadeye yer verir:

    “Birbirinizin alışverişine karşı alışveriş yapmayın. (Pazara giden) malı yolda karşılamayın.”

   

-->