Seçme Hadisler


  • 837

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav):

    “ Dul kadın kendisiyle istişare edilmeden nikahlanamaz, bakire de izni sorulmadan nikahlanamaz.” buyurmuşlardır. Ashabı sordu:

    “ Ey ALLAH'ın Resûlü! Onun izni nasıl olur?”

    “ Sükut etmesiyle!” buyurdular.”

    (Buhari, Nikâh 41)

  • 836

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Sizden kim hanımına temas etmek isteyince: 'ALLAH'ın adıyla! ALLAH'ım, bizi şeytandan uzak tut ve şeytanı da bize vereceğin nasipten uzak tut!' dese, sonra da ALLAH bu temastan onlara bir evlad nasip etse, şeytan ona ebediyen zarar veremez.”

    (Buhari, Bed'ül-Halk 11)

  • 835

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav), evlenen bir kimseyi şöyle tebrik ederdi:

    “ ALLAH sana (evliliği) mübarek kılsın, üzerine bereket indirsin, ikinizin arasını hayırda birleştirsin.”

    (Ebu Davud, Nikâh 37)

  • 834

    Hz. Muğire (ra)'nin anlattığına göre, o bir kadın istemiştir. Resulullah (sav) kendisine:

    “Ona bak! Zira bakman, aranızdaki uyum için daha muvafıktır!” buyurdular.”

    (Tirmizi, Nikâh 5)

  • 833

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) bize hacet duasını öğretti. Şöyleydi:

    “ Hamd ALLAH'a mahsustur. O'ndan yardım dileriz, O'ndan af talep ederiz, nefsimizin şerlerinden, amellerimizin kötülerinden O'na sığınırız. ALLAH kime hidayet verirse onu saptıracak yoktur. ALLAH kimi de saptırmışsa, onu da hidayete erdirecek yoktur. ALLAH'tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. Muhammed'in O'nun kulu ve resûlü olduğuna da şehadet ederim.”

    “ Ey iman edenler, adını zikrederek birbirinize talepte bulunduğunuz ALLAH'tan ve aranızdaki akrabalık bağın(ı koparmak)tan korkun! Şurası muhakkak ki ALLAH üzerinizde murâkıbtır.”(Nisa, 4/1).

    “Ey iman edenler! ALLAH'tan hakkıyla korkun. Sakın ha Müslümanlar olmaktan başka şekilde ölmeyin.” (Âl-i İmrân, 3/102).

    “Ey iman edenler ALLAH'tan korkun ve sağlam bir söz söyleyin. Tâ ki ALLAH sizin işlerinizi salaha çıkarsın ve günahlarınızı da affetsin. Kim ALLAH ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”(Ahzâb, 33/70, 71)

    (Ebu Davud, Nikâh 33)

  • 832

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav), kişiyi, Müslüman kardeşi kız isteme sırasında iken o kıza talip olmaktan nehyetti,

    “ Ne zaman isteyen vazgeçer veya kendine izin verirse, o takdirde talib olabilir.” buyurdu.”

    (Buhari, Nikâh 45)

  • 831

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kadın dört hasleti için nikahlanır: Malı için, haseb ve nesebi için, güzelliği için, dini için. Sen dindarı seç de huzur bul.”

    (Buhari, Nikah 15)

  • 829

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor:

    “ Ey ALLAH'ın Resûlü! Uhud'dan daha kötü bir gün yaşadın mı?” dedim. Aleyhisselatu vesselam:

    Senin kavminden neler çektim neler. Onlardan en kötü hal Akabe günü başıma geldi. O zaman kendimi İbnu Abdiyalil İbni Abdi Külâl'e arz etmiştim. Teklif ettiğim şeye müspet cevap vermedi. Ben de üzgün vaziyette yüzümün doğrultusunda yürüdüm. Karnu's-Se'âlib nam mevkide kendime gelebildim ve başımı kaldırdım. Baktım ki, bir bulut bana gölge yapıyor. Bir de ne göreyim, bulutun içerisinde Cibril Aleyhisselam! Bana bağırdı ve:

    “ ALLAH Teâla Hazretleri, kavminin sana neler söylediğini, seni nasıl reddettiğini işitti. Sana dağlar meleğini gönderdi, ta ki kavmin hakkında dilediğini emredesin!” dedi. Bunun üzerine dağlar(a müekkel) melek bana seslenip, selam verdikten sonra:

    “ Ey Muhammed! ALLAH Teâla Hazretleri, kavminin sana söylediği sözü işitti. Ben dağlar meleğiyim. ALLAH beni sana dilediğini emretmen için gönderdi. Öyleyse haydi ne dilersen dile! Eğer üzerlerine iki Ahşeb'i kapamamı dilersen kapayayım!” dedi.”

     “ Hayır! Bilakis, ALLAH'ın onların sulbünden ALLAH'a ihlasla ibadet edip hiçbir şeyi ortak koşmayacak kimseler çıkarmasını dilerim.”dedim.”

    (Buhari, Bed'ül-Halk 6)

  • 828

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: 

    “Ay, Resulullah (sav) zamanında iki parçaya bölündü. Aleyhisselatu vesselam bunun üzerine:

    “Şahid olun!” buyurdu.”

    Bir diğer rivayette:

    “...Biz Mina'da Resulullah (sav) ile beraberken, ay iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın arkasında, bir parçası dağın önünde idi. Bize:

    “Şahid olun!” buyurdu.”

    (Buhari, Menâkıb 27)

  • 826

    Yezid İbnu Ebi Ubeyd anlatıyor:

    “Ben, Seleme İbnu'l-Ekva (ra)'ın bacağında bir darbe izi gördüm.

    “ Bu da ne?” diye sordum. Şu açıklamayı yaptı.

    “ Bana Hayber günü isabet etmişti. Halk: “Seleme isabet aldı” diye bağırdı. Sonra Resulullah'a götürüldüm. O yara üzerine üç kere nefes etti. Şu ana kadar hiç acı duymadım!”

    (Ebu Davud, Tıbb 19)

  • 825

    Ebu Zeyd İbnu Ahtab anlatıyor:

    “ Resulullah (sav) eliyle yüzümü okşadı ve bana dua etti.”

    Urve de der ki: “Ben onu yüz yirmi sene kadar yaşadıktan sonra gördüm, yüzünde sayılabilecek kadar sayıda beyaz kıl vardı.”

    (Tirmizi, Menâkıb 10)

  • 824

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:

    “ Ben müşrike annemi İslam'a davet ediyordum, fakat hep imtina ediyordu. Bir gün yine davette bulunmuştum, bana Resulullah (sav) hakkında hoşuma gitmeyen sözler işittirdi. Ağlayarak Aleyhisselatu vesselam'a gittim.

    “ Niye ağlıyorsun?”diye sordu.

    “ Ey ALLAH'ın Resûlü, annemi İslam'a davet ediyordum, hep bana imtina etti. Bu gün de aynı davette bulundum, bu sefer sizin hakkınızda hoşuma gitmeyen sözler sarfetti. Ebu Hureyre'nin annesine hidayet vermesi için ALLAH'a dua ediverin!” dedim.

    Bu talebim üzerine Aleyhisselatu vesselam:

    “ ALLAH'ım! Ebu Hureyre'nin annesine hidayet et.” buyurdular. Ben, Aleyhisselatu vesselam'ın duasına sevinerek huzurlarından ayrıldım. Anneme geldiğim zaman, kapıya yöneldim. Kapı kapalıydı. Annem ayak seslerimi işitti.

    “ Ebu Hureyre! Yerinde dur (içeri girme)!” diye seslendi. Ben su şırıltılarını işittim, yıkanıyordu. Yıkandı, entarisini giydi, alelacele başörtüsünü koydu ve kapıyı açtı.

    “ Şehadet ederim ki ALLAH'tan başka ilah yoktur, şehadet ederim ki Muhammed ALLAH'ın elçisidir!” diyordu. Ben hemen Resulullah (sav)'a döndüm. Sevinçten ağlıyordum.

    “ Ey ALLAH'ın Resûlü! Müjde; ALLAH senin duanı kabul buyurdu, Ebu Hureyre'nin annesine hidayet nasib etti!” dedim.

    Aleyhisselatu vesselam hamdetti ve hayırlı sözler söyledi.”

    (Müslim, Fezâilu's-Sahabe 158)

  • 823

    Hz. Câbir (ra) anlatıyor:

    “ Hudeybiye günü, halk susadı. Aleyhisselatu vesselam'a geldiler. Resulullah'ın önünde deriden mamul bir su kabı vardı, abdest aldı. Halkmona doğru sokuldu. Bunun üzerine:

    “ Neyiniz var?”diye sordu.

    “ Yanımızda abdest almaya ve içmeye önünüzdekinden başka suyumuz kalmadı!” dediler. Aleyhisselatu vesselam, derhal ellerini kaba koydu. Derken, parmaklarının arasından su kaynamaya başladı, tıpkı gözlerin kaynaması gibiydi. Hepimiz ondan içtik.”

    Hz. Câbir'e:

    “ O gün kaç kişiydiniz?” denildi.

    “ Eğer, biz yüz bin de olsak su yetecekti, ama biz bin beş yüz kişi idik.” cevabını verdi.”

    (Buhari, Menâkıb 25)

  • 821

    Adiyy İbnu Hâtim (ra) anlatıyor:

    “ Ben Resulullah (sav)'ın yanında iken bir adam geldi ve fakirlikten şikayet etti. Derken biri daha gelip, o da yol kesilmesinden şikayet etti. (Aleyhisselatu vesselam bana dönerek):

    “ Ey Adiyy, sen Hire şehrini gördün mü?”

    “ Hayır görmedim, ancak işittim!” dedim. Bunun üzerine:

    “ Eğer ömrün biraz uzarsa, devesine binen bir kadının Hire'den (tek başına) kalkıp Kabe'yi tavaf edeceğini mutlaka göreceksin. O bu seyahatini yaparken ALLAH'tan başka hiçbir şeyden korkmayacak!”

    Adiyy dedi ki: “İçimden, kendi kendime: “Memlekete dehşet saçan Tayy eşkıyaları nereye gidecek?” dedim. Resulullah (sav) devam etti:

    “ Eğer ömrün olursa Kisra'nın hazinelerinin de fethedildiğini göreceksin!”

    “Kisra İbnu Hürmüz mü?” diye araya girdim.

    “ Evet, İbnu Hürmüz olan kisra!” buyurdu ve devam etti:

    “ Eğer hayatın uzarsa mutlaka göreceksin: “Kişi eli altın veya gümüş parayla dolu olduğu halde bunu tasadduk etmek üzere fakir arayacak, fakat kendinden onu kabul edecek bir tek adam bulamayacak. Her biriniz, mutlaka bir gün gelecek aranızda herhangi bir perde, bir tercüman olmaksızın ALLAH'la karşılaşacaksınız. O zaman ALLAH Teâla Hazretleri:

    “ Sana tebliğ getiren bir peygamber göndermedim mi?” diye soracak. Muhatabı: “Evet gönderdin!”  diyecek. Rabb Teâla:

    “ Ben sana mal vermedim mi, ikram etmedim mi?” diye soracak, kul:

    “ Evet, Ey Rabbim, verdin!” deyip sağına bakacak, cehennemden başka bir şey görmeyecek, soluna bakacak cehennemden başka bir şey görmeyecek.” Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim:

    “ Bir hurmanın yarısı da olsa onu sadaka olarak vererek ateşten korunun! Kim yarım hurma bulamazsa güzel bir sözle korunsun!”

    Yine Adiyy (ra) dedi ki:

    “ Ben Hire'den kalkıp, Beytullah'ı tavaf eden ve ALLAH'tan başka kimseden korkmayan yaşlı kadını gördüm. Kisra İbnu Hürmüz'ün hazinelerini fethedenler arasında ben bizzat bulundum. Eğer sizlerin ömrü uzun olursa mutlaka, Ebu'l-Kasım (sav)'ın şu söylediğini de göreceksiniz:"

    “Kişi, eli altın veya gümüşle dolu olarak çıkacak, onu kendinden (sadaka olarak) kabul edecek adam bulamayacak.”

    (Buhari, Menâkıb 25)

  • 820

    Hz. Enes (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav), söylediği bellensin diye kelamını üç kere tekrar ederdi.”

    (Tirmizi, Menâkıb 21)

  • 819

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor:

     “ Resulullah (sav) konuşurken (ağır ağır konuşurdu; öyle ki) eğer biri çıkıp, kelimeleri saymak istese sayardı. O, sözü sizin gibi peşi peşine getirmezdi.”

    (Buhari, Menâkıb 23)

  • 818

    Hz. Ali'nin evlatlarından Muhammed'in oğlu İbrahim anlatıyor: Hz. Ali (ra) Resulullah (sav)'ı vasfettiği zaman şöyle derdi:

    “Resulü-i Ekrem (sav) Efendimiz çok uzun boylu olmadığı gibi, (azaları) birbirine girmiş kısa boylu da değildi, orta boylu bir insandı."

    "Saçları kıvırcık değildi, düz de değildi, dalgalıydı. Şişman değildi, yuvarlak yüzlü de değildi, yanakları uzuncaydı."

    "Rengi kırmızıya çalan, beyazdı. Gözleri siyah ve kirpikleri uzundu, göğsünde göbeğine kadar inen kıldan bir hat vardı. El ve ayaklarının parmakları kalıncaydı. Eklem yerleri ve iki küreğin birleşme yeri olan omurga iri idi."

    "Bir tarafa dönünce (sadece başını çevirmez) bütün vücudunu çevirirdi. Yürüyünce, yamaçtan iniyormuşçasına öne meylederek yürürdü."

    "İki omuzu arasında peygamberlik mührü vardı. O, peygamberlerin mührü (sonuncusu) idi. İnsanların en iyi kalplisi, en şecaatlisi ve en doğru sözlüsü idi. O ahlakça herkesten yüce, muaşere yönüyle de en geçimlisi idi. Onu aniden gören ondan heybet duyardı; bilerek beraber olan, kalpten severdi. Onu vasfeden şöyle derdi:"

    “Ben ne O'ndan önce, ne de ondan sonra O'nun gibisini görmedim.”

    "Resul-ü Ekrem çabuk konuşmazdı; her işitenin anlayacağı şekilde teker teker konuşurdu.”

    (Tirmizi, Menâkıb 19)

  • 817

    Cübeyr İbnu Mut'im (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Benim beş ismim var: Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, ben ALLAH'ın benimle küfrü mahvedeceği el-Mâhi (mahvedici)yim. Ben Hâşir (toplayıcı)yım, insanlar benim arkamda haşredilecektir. Ben Âkıb (sondan gelen)im, benden sonra peygamber gelmeyecektir.”

    (Buhari, Menâkıb 17)

  • 816

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Mescidler hakkında övünme olmadan kıyamet kopmaz.”

    (Ebu Davud, Salât 12)

  • 815

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ben mescidlerin yükseltilmesiyle emrolunmadım!” 

    (Ebu Davud, Salât 12)

  • 814

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Biriniz mescidde iken uyuklayacak olursa, bulunduğu yerden bir başka yere gidip orayı değiştirsin.”

    (Ebu Davud, Salât 239)

  • 813

    Hz. Osman (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim ALLAH'ın rızasını talep ederek bir mescid inşa ederse, ALLAH ona cennette bir ev inşa eder.”

    (Buhari, Salât 65)

  • 812

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Bir insan ölünce üç kişi hariç herkesin ameli kesilir: Sadaka-i cariye (bırakan), veya istifade edilen bir ilim (bırakan) veya kendine dua edecek salih evlat (bırakan).”

    (Müslim, Vasıyyet 14)

  • 811

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığına pişman olur, nedamet duyar. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur, nedamet duyar.”

    (Tirmizi, Zühd 59)

  • 810

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ölüyü, (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri baki kalır: Ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle baki kalır.”

    (Buhari, Rikâk 42)

  • 809

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Kul kabrine konulup, yakınları da ondan ayrılınca -ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir- kendisine iki melek gelir. Onu oturtup:

    “ Muhammed (sav) denen kimse hakkında ne diyordun?” diye sorarlar. Mü'min kimse bu soruya:

    “Şehadet ederim ki, O, ALLAH'ın kulu ve elçisidir!” diye cevap verir. Ona:

    “ Cehennemdeki yerine bak! ALLAH orayı cennette bir mekana tebdil  etti.” denildi. (Adam bakar) her ikisini de görür. ALLAH da ona, kabrinden cennete bakan bir pencere açar.

    Eğer ölen kafir ve münafık ise (meleklerin sorusuna):

    “ (Sorduğunuz zatı) bilmiyorum. Ben de herkesin söylediğini söylüyordum!” diye cevap verir. Kendisine:

    “ Anlamadın ve uymadın!” denildi. Sonra kulaklarının arasına demirden bir sopa vurulur. (Sopanın acısıyla) öyle bir çığlık atar ki, onu (insan ve cinlerden ibaret olan) iki ağırlık dışında ona yakın olan bütün (kulak sahipleri) işitir.”

    (Buhari, Cenâiz 68)

  • 808

    Nesâi, Hz. Enes (ra)'dan naklediyor: “ Resulullah (sav) bir kabirden ses işitmişti:

    “ Bu ne zaman öldü? (Bileniniz var mı?)”  buyurdular.

    “ Cahiliye devrinde!” dediler. Bu cevaba sevindi ve:

    “ Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım kabir azabını size de işittirmesi için dua ederdim.” buyurdular.”

    (Müslim, Cennet 68)

  • 807

    Ebu Eyyub el-Ensari (ra) anlatıyor: “ Güneş battıktan sonra, Resulullah (sav) çıkmıştı, bir ses işitti:

    “Bu, kabirlerinde azab çeken yahudiler(in sesidir)!” buyurdular.”

    (Buhari, Cenâiz 88)

  • 806

    Zeyd İbnu Sabit (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav), bizimle birlikte, Beni Neccar'a ait bir bahçede bulunduğu sırada bindiği katır, onu aniden saptırdı, nerdeyse (sırtından yere) atacaktı. Karşımızda beş veya altı kabir vardı. Aleyhisselatu vesselam:

    “ Bu kabirlerin sahiplerini bilen var mı?” buyurdular. Bir adam:

    “ Ben biliyorum!” deyince, Aleyhisselatu vesselam:

    “ Ne zaman öldüler?”dedi. Adam:

    “ Şirk devrinde!” deyince Aleyhisselatu vesselam:

    Bu ümmet kabirde fitneye maruz kılınacak. Eğer birbirinizi defnetmemenizden korkmasaydım şahsen işitmekte olduğum kabir azabını size de işittirmesi için ALLAH'a dua ederdim.” buyurdular ve sonra şunları söylediler:

    “Kabir azabından ALLAH'a sığının!” Oradakiler:

    “ Kabir azabından ALLAH'a sığınırız!” dediler. Aleyhisselatu vesselam:

    “ Cehennem azabından da ALLAH'a sığının!” dedi.

    “ Cehennem azabından ALLAH'a sığınırız.” dediler.

    “ Fitnelerin açık ve kapalı olanından ALLAH'a sığının!”dedi.

    “ Açık ve kapalı her çeşit fitneden ALLAH'a sığınırız!” dediler.

    “ Deccal'in fitnesinden ALLAH'a sığının!” buyurdu.

    “ Deccal'in fitnesinden ALLAH'a sığınırız!” dediler.”

    (Müslim, Cennet 67)

  • 805

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Sizden biri ölünce, kendisine akşam ve sabah (cennet ve cehennemdeki) yeri arz edilir. Cennet ehlinden ise, (yeri) cennet ehlinin (yeridir), ateş ehlinden ise (yeri) ateş ehlinin (yeridir). Kendisine: ‘ ALLAH seni kıyamet günü diriltinceye kadar senin yerin işte budur!’ denilir.” 

    (Buhari, Cenâiz 90)

   

-->