Seçme Hadisler


  • 804

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) (bir gün) iki kabre uğradı ve:

    “ (Bunlarda yatanlar) azab çekiyorlar. Azabları da büyük bir günahtan değil.” buyurdular. Sonra sözlerine şöyle devam ettiler:

    “ Evet! Biri, nemimede (laf götürüp getirmede) bulunurdu. Diğeri de idrar sıçrantısına karşı korunmazdı.” Aleyhisselatu vesselam sonra yaş bir hurma dalı istedi, ikiye böldü. Birini birinin üzerine dikti, birini de diğerinin üzerine dikti. Sonra da:

    “ Belki bunlar yaş kaldıkça azapları hafifler!” buyurdular.”

    (Buhari, Vudû 55,56)

  • 803

    Husayn İbnu Vahvah (ra) anlatıyor:

    “ Talha İbnu'l-Berâ hastalandığı zaman, Resulullah (sav) ona geçmiş olsun ziyaretine geldi. (Yakınlarına) buyurdular:"

    “Ben onda ölüm alametinin zuhurunu gördüm. (Ölümünü) bana hemen haber verin ve acele davranın. Çünkü, Müslüman bir kimsenin ailesi içerisinde hapsedilmesi uygun değildir.”

    (Ebu Davud, Cenâiz 38)

  • 802

    Amir İbnu Rebi'a (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Sizden biri bir cenazenin geçtiğini görürse, cenaze ile birlikte yürümese bile, cenazeyi geride bırakıncaya veya cenaze kendisini geride bırakıncaya veya cenaze onu geride bırakmadan yere konuncaya kadar oturmasın.”

    (Buhari, Cenâiz 47)

  • 801

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Cenazede çabuk olun. Eğer salih biri ise, kendisine iyilik yapmış olursunuz. Böyle biri değilse, belayı bir an önce sırtınzıdan atmış olursunuz.”

    (Buhari, Cenâiz 52)

  • 800

    Hz. Ali (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kefen(e fazla ödeme)de ileri gitmeyin. Çünkü çabuk çürütülür.”

    (Ebu Davud, Cenâiz 35)

  • 799

    Ebu Sid el-Hudri (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav)'ın:

    “Ölü, (kıyamet günü), içinde öldüğü elbise ile diriltilecek.” dediğini işittim.”

    (Ebu Davud, Cenâiz 18)

  • 798

    Ebu Said el-Hudri (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav) matemci kadına da, onu dinleyene de lanet etti.”

    (Ebu Davud, Cenâiz 20)

  • 797

    Hz. Câbir İbnu Abdillah (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav), Abdurrahman İbnu Avf (ra)'ın elinden tuttu, oğlu İbrahim'e gittiler. Aleyhisselatu vesselam oğlunu can çekişir vaziyette buldu. Kucağına aldı ve ağladı. Abdurrahman:"

    “ Ağlıyor musun? Ağlamaktan bizi sen men etmedin mi?” dedi. Aleyhisselatu vesselam:

    “ Hayır (ağlamaktan değil), iki ahmak, iki facir sesten yasakladım: Musibet sırasındaki ses; yüzleri tırmalamak, cepleri yırtmak ve şeytan matemi.”

    (Tirmizi, Cenâiz 25)

  • 796

    Ebu Musa (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Bir kimse ölünce, arkada ağlayanları kalkıp: 'Vay benim dağım, vay efendim,..' gibi sözler sarfederse, ona iki melek vekil kılınır; melekler ölen kimsenin göğsüne vura vura: 'Sen öyle misin?..' diye sorarlar.”

    (Tirmizi, Cenâiz 24)

  • 795

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ (Izdırap ve matemi sebebiyle) yanaklarını yolan, üst başını yırt(ıp dövün)en, cahiliye duasıyla dua eden bizden değildir.”

    (Buhari, Cenâiz 36)

  • 794

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav) Sa'd İbnu Ubade'ye geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. (Yanına gelince) onu baygın buldu ve:

    “Ölmüş olmalı!” dedi. Yanındakiler:

    “Hayır!..” deyince, Aleyhisselatu vesselam ağladılar. Resulullah'ın ağladığını gören halk da ağladı, buyurdular:"

    “ İşitmiyor musunuz, ALLAH Teâla Hazretleri ne gözyaşı sebebiyle ne de kalbin hüznüyle azab vermez. Ancak şunun sebebiyle azab verir! -ve dilini işaret ettiler-  yahut da merhamet eder.”

    (Buhari, Cenâiz 45)

  • 793

    Câbir İbnu Atik (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav) Abdullah İbnu Sabit'e geçmiş olsun ziyaretine gelmişti. Onu, (ALLAH'ın emri) galebe çalmış buldu. Ona seslendi. Fakat cevap alamdı. Bunun üzerine Resulullah (sav) istirca'da bulundu."

    “İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci'ûn” dedi ve:

    “ Biz (yaşamanı isteriz ama, ALLAH'ın emri) bize galebe çaldı ey Ebu'r-Rebi!”dedi.

    Bunun üzerine kadınlar feryad edip ağlamaya başladılar. İbnu Atik (ra) kadınları susturmaya başladı. Ancak Aleyhisselatu vesselam:

    “Bırak ağlasınlar! Vacib olduğu zaman tek ağlayan ağlamayacak.” buyurdu.

    “Vacib olan da ne?”dediler.

    “Öldüğü zaman (demektir).” dedi. Bunun üzerine kızı:

    “ALLAH'a yemin olsun, elimden gelse şehid olmanı isterim. Çünkü sen (cihad için gerekli teçhizatı) hazırladın.”dedi. Aleyhisselatu vesselam da:

    “ ALLAH onun ecrini niyetine göre verdi. Siz aranızda şehid olmayı ne zannedersiniz?” buyurdular.

    “ ALLAH yolunda ölmek!” dediler. Aleyhisselatu vesselam açıkladı:

    “ Öyleyse ümmetimin şehidleri cidden azdır. Bilesiniz: Taunda ölen şehiddir, boğularak ölen şehiddir, yeter ki seferi taatte olsun. Zâtulcenb'ten ölen şehiddir, ishalden ölen şehiddir, yanarak ölen şehiddir, yıkık altında ölen şehiddir, çocuk karnında ölen kadın şehiddir.”

    (Muvatta, Cenâiz 36)

  • 792

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav)'ın âlinden birisi vefat etmişti. Kadınlar, arkasından ağlamak üzere toplandılar. Hz. Ömer (ra) onları bundan men etmek ve geri çevirmek üzere kalktı. Aleyhisselatu vesselam müdahale edip buyurdular:”

    “ Ey Ömer! Bırak onları, çünkü göz ağlayıcıdır, kalp ızdıraba maruzdur, (ızdırabın yaşandığı) zaman yakındır!”

    (Nesâi, Cenâiz 16)

  • 791

    Hz. Enes (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav)'la birlikte demirci Ebu Seyf (ra)'in yanına girdik. O, Resulullah (sav)'ın oğlu İbrahim'in süt babası idi. Aleyhisselatu vesselam oğlunu aldı, öptü ve kokladı. Daha sonra yanına tekrar girdik. İbrahim can çekişiyordu. Bu manzara karşısında Aleyhisselatu vesselam'ın gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman İbnu Avf (ra):"

    “ Sen de mi (ağlıyorsun) ey ALLAH'ın Resûlü?” dedi. Aleyhisselatu vesselam:

    “Ey İbnu Avf! Bu merhamettir!” buyurdu ve ağlamasına devam etti. Sonar şöyle söyledi:

    “Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimizi razı etmeyecek söz sarfetmeyiz. Ey İbrahim! Senin ayrılmandan bizler üzgünüz!”

    (Buhari, Cenâiz 44)

  • 790

    Ubeyd İbnu Halid es-Sülemi Resulullah (sav)'ın ashabının birinden naklen anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ani ölüm, kafir için gadab-ı İlahi'nin bir yakalamasıdır, mü'min için de bir rahmettir.”

    (Ebu Davud, Cenâiz 14)

  • 789

    Büreyde (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Mü'min alnının teriyle ölür.”

    (Tirmizi, Cenâiz 10)

  • 788

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Bir Müslüman muhtazar olduğu (can çekişme anına girdiği) zaman rahmet melekleri, beyaz bir ipekle gelirler ve şöyle derler:

    “ Sen razı ve senden de (Rabbin) razı olarak (şu bedenden) çık. ALLAH'ın rahmet ve reyhanına ve sana gadabı olmayan Rabbine kavuş.”

    Bunun üzerine ruh, misk kokusunun en güzeli gibi çıkar. Öyle ki melekler onu birbirlerine verirler, ta semanın kapısına kadar onu getirirler ve: “Size arzdan gelen bu koku ne kadar güzel!” derler. Sonra onu mü'minlerin ruhlarına getirirler. Onlar, onun gelmesi sebebiyle sizden birinin kaybettiği şeyini kendisine geldiği zamanki sevincinden daha çok sevinirler. Ona:

    “ Falanca ne yaptı? Falanca ne yaptı?” diye (dünyadakilerden haber) sorarlar. Melekler:

    “ Bırakın onu, onda hala dünyanın tasası var!” derler. Bu gelen (kendisine dünyadan soran ruhlara):

    “ Falan ölmüştü, yanınıza gelmedi mi?” der. Onlar:

    “ O, annesine, Hâviye cehennemine götürüldü!” derler. Aleyhisselatu vesselam devamla der ki:

    “ Kafir, muhtazar olduğu vakit, azab melekleri mish (denen kıldan kaba bir elbise) ile gelirler ve şöyle derler:

    “ Bu cesedden kendi öfkeli, ALLAH'ın da öfkesini kazanmış olarak çık ve ALLAH'ın azabına koş!”

    Bunun üzerine, cesedden, en kötü bir cife kokusuyla çıkar. Melekler onu arzın kapısına getirirler. Orada:

    “ Bu koku ne de pis!” derler. Sonunda onu kafir ruhların yanına getirirler.”

    (Nesâi, Cenâiz 9)

  • 787

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav):

    “İnsan öldüğü zaman gözleri nasıl belerip kalıyor, görmez misiniz?” buyurmuştu. Cemaat:

    “ Evet, görüyoruz!” dediler. Bunun üzerine buyurdular:

    “ İşte bu, gözünün, nefsini (çıkan ruhunu) takip etmesindendir!”

    (Müslim, Cenâiz 9)

  • 786

    İbnu Ebi Leyla anlatıyor:

    “ Resulullah (sav)'ın ashabı (ra) bize anlattıklarına göre, onlar bir sefer yürüyüşünde idiler. (Bir konaklama sırasında) içlerinden biri uyurken, arkadaşı gidip ipini alır. Uyanınca ipini bulamayan zat (kaybettim diye) korkar. (Duruma muttali olan) Aleyhisselatu vesselam buyurdular:"

    “Bir Müslümana, bir başka Müslümanı korkutması helal olmaz!”

    (Ebu Davud, Edeb 93)

  • 785

    Hz. Ebu Bekre (ra) anlatıyor: Bir adam, Resulullah (sav)'ın yanında bir başkasını medh u sena etmişti.

    “ Yazık sana! Arkadaşının boynunu kestin.” buyurdular ve bunu üç kere tekrar ettiler. Sonra da şu açıklamayı yaptılar:

    “ Bir kimse kardeşini illa da övecekse bari: ‘Falancayı zannederim, ona ALLAH kafidir. Ben ALLAH'a karşı kimseyi tezkiye etmem (çünkü ALLAH herkesi benden iyi bilir)'. -Ondan (böyle bir fazilet) biliyorsa- falanca şöyle şöyledir.’ desin.”

    (Buhari, Şehâdât 16)

  • 784

    Mutrıf İbnu Abdillah, babası (ra)'dan naklediyor: “Benî Âmir heyetiyle Resulullah (sav)'ın yanına gelmiştik.

    “Sen bizim efendimizsin!” diye hitap ettik.

    “ Efendi, ALLAH'tır!” buyurdular. Biz:

    “ Fazilette en ileride olanımız, mertlikte en başta gelenimizsin!” dedik. Bize buyurdular:

    “ Söylediğinizin hepsi bu veya buna yakın bir söz olsun. Şeytan sizi (mübalağalı medihlerde) koşturmasın!”

    (Ebu Davud, Edeb 10)

  • 783

    Şeddâd İbnu Evs (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Akıllı kimse, nefsini muhasebe eden ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz de, nefsini hevasının peşine takan ve ALLAH'tan temennide bulunan kimsedir.”

    (Tirmizi, Kıyamet 26)

  • 782

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Aleyhisselatu vesselam'a dedik:

    “Ey ALLAH'ın Resulü  senin yanında kalplerimiz maneviyatta rikkate gelip inceliyor, dünyaya karşı alakamız kesiliyor ve ahireti sanki görmüş gibi oluyoruz. Yanınızdan ayrılınca ailemizle ünsiyet edip çocuklarımızı kokladık mı, önceki halimizi inkar ediyoruz, bunun sebebi nedir?”

    Aleyhisselatu vesselam şu cevabı verdi:

    “ Eğer siz, ayrıldıktan sonra da yanımdaki halinizi devam ettirseydiniz, melekler, sizi evlerinizde ziyaret eder, yollarda sizinle musafahada bulunurdu. Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, ALLAH sizi toptan yok eder, günah işleyip istiğfar edecek yeni bir mahluk yaratır ve onları mağfiret ederdi.”

    (Tirmizi, Cennet 2)

  • 781

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH Teâla Hazretleri şöyle buyurdular:"

    ' Ey ademoğlu! Kendini ibadetime ver, gönlünü zenginlikle doldurayım, fakrını kapayayım. Böyle yapmazsan ellerini meşguliyetle doldururum, fakrımı da kapamam.'”

    (Tirmizi, Kıyamet 31)

  • 780

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kimin arzusu ahiret olursa, ALLAH onun kalbine zenginliğinden koyar ve işlerini derli toplu kılar, artık dünya ona hakir gelmeye başlar. Kimin hedefi de dünya olursa, ALLAH iki gözünün arasına (dünyanın) fakirliğini koyar, işlerini de darmadağınık eder. Netice olarak, dünyadan da eline, kendisine takdir edilmiş olandan fazlası geçmez.”

    (Tirmizi, Kıyamet 31)

  • 778

    Ebu Kebşe el-Enmâri (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Üç şey vardır, (bunların doğruluğu hususunda size) yemin ederim. Ayrıca bir de hadis söyleyeceğim, bunları iyi belleyin: Kişinin malı sadaka sebebiyle eksilmez. Bir kula haksız zulüm yapılır o da sabrederse, ALLAH onun izzetini (dünya ve ahirette) mutlaka artırır. Bir kul dilenme kapısını açtı mı, onunla birlikte ALLAH da o zavallıya fakirlik kapısını açar.”

    (Tirmizi, Zühd 17)

  • 774

    Abdullah İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ölülerinizin iyiliklerini zikredin, kötülüklerini zikretmeyin.”

    (Ebu Davud, Edeb 50)

  • 773

    Muğire İbnu Şu'be (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ölüler hakkında kötü konuşmayın, sonra dirileri üzersiniz.”

    (Tirmizi, Birr 51)

  • 772

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ölülere sövmeyin. Çünkü onlar (sağken hayırdan ve şerden) gönderdiklerine kavuştular.”

    (Buhari, Cenâiz 97)

  • 771

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bu rüzgar, ALLAH'ın rahmetindendir. Rahmeti de, azabı da getirir. Onu görünce, sakın ona sövmeyin. ALLAH'tan rüzgarın hayr (getirmes)ini dileyin, şerr (getirmes)inden ALLAH'a sığının.”

    (Ebu Davud, Edeb 113)

   

-->