Seçme Hadisler


  • 736

    Ümmü Külsüm Bintu Ukbe (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav)'ı işittim, diyordu ki:

    “ İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip, hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir.” 

    (Buhari, Sulh 2)

  • 735

    Esma Bintu Yezid (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevkeden şey nedir? Halbuki, üç yer hariç yalanın her çeşidi ademoğluna haramdır. Bu üç yere gelince:

       1. Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı.

       2. Harpte söylenecek yalan; çünkü harp bir hileden ibarettir.

       3. İki Müslüman arasında sulhü sağlamak kasdıyla söylenen yalan.”

    (Tirmizi, Birr 26)

  • 734

    Abdullah İbnu Âmir (ra) anlatıyor: “Bir gün, Resulullah (sav), evimizde otururken, annem beni çağırdı ve:

    “ Hele bir gel sana ne vereceğim!” dedi. Aleyhisselatu vesselam:

    “ Çocuğa ne vermek istemiştin?” diye sordu.

    “Ona bir hurma vermek istemiştim.” deyince, Aleyhisselatu vesselam buyurdular:

    “ Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan, üzerine bir yalan yazılacak!”

    (Ebu Davud, Edeb 88)

  • 733

    Behz İbnu Hakim an ebihi an ceddihi anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!”

    (Ebu Davud, Edeb 88)

  • 732

    Safvan İbnu Süleym (ra) anlatıyor:

     “Ey ALLAH'ın Resûlü! mü'min korkak olur mu?” dedik.

    “Evet!” buyurdular.

    “Pekiyi cimri olur mu?” dedik, yine:

    “ Evet!” buyurdular. Biz yine:

    “ Pekiyi yalancı olur mu?” diye sorduk. Bu sefer:

    “Hayır!”buyurdular.”

    (Muvatta, Kelâm 19)

  • 730

    Hz. Büreyde (ra) anlatıyor): Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Biz kimi bir işe tayin eder, bir rızık tahsis edersek, bu tahsis edilenden  maada aldığı gulûldür (devlet malından hırsızlıktır)."

    (Ebu Davud, Harâc 10)

  • 728

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Öyle bir devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak.”

    (Buhari, Büyü 7)

  • 727

    Mikdâm İbnu Ma'dikerb (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ (Benî Âdem'den) hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir taamı asla yememiştir. ALLAH'ın peygamberi Davud (as) elinin emeğini yerdi.”

    (Buhari, Büyü 15)

  • 726

    Numan İbnu Beşir (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da tebrie etmiş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır."

    "Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, ALLAH'ın koruluğu da haramlardır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir.”

    (Buhari, İman 39)

  • 725

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) (bir gün) şöyle hitap ettiler:

    “ Ey insanlar! ALLAH Teâla Hazretleri tayyibtir, tayyibten başka bir şey kabul etmez. ALLAH'ın mü'minlere emrettiği şeyler, peygambere emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim ALLAH Teâla Hazretleri (peygaberlere):

    “ Ey peygamberler, temiz olanlardan yiyin ve salih amel işleyin.” (Mü'minun, 23/51) emretmiş; mü'minlere de:

    “ Ey iman edenler, size rızık olarak verdiklerimizden temizlerinden yiyin.” (Bakara, 2/172) diye emirde bulunmuştur.”

    Sonra seferi uzatıp, saçı başı dağınık, toz-toprak içinde kalan ve elini semaya kaldırıp: “Ey Rabbim, ey Rabbim” diye dua eden bir yolcuyu zikredip, dedi ki:

    “ Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve (netice itibariyle) haramla beslenmektedir. Peki böyle bir kimsenin duasına nasıl icabet edilir?”

    (Müslim, Zekât 65)

  • 724

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Öldürme tarzında insanların en ölçülüsü, iman sahipleridir.”

    (Ebu Davud, Cihâd 120)

  • 723

    Amr İbnu Şu'ayb an ebihi an ceddihi (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim sahte doktorluk yapar ve kendisinden tedavi olunmazsa, bu kimse (sebep olacağı neticeyi) tazmin eder.”

    (Ebu Davud, Diyât 25)

  • 721

    Ebu Şüreyh (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim haksız yere, âmden (bile bile) öldürülürse velisi şu üç şeyden birini tercihte muhayyerdir:

    - Ya kısas ister.

    - Ya affeder.

    - Yahut diyet alır.

    Eğer dördüncü bir şey istemeye kalkarsa elinden tutun (mani olun)!”

    Sonra Resulullah (sav), şu ayeti tilavet buyurdu. (Mealen):

    “Kim bundan sonra tecavüz ederse ona elîm bir azab vardır.” (Bakara, 2/179)

    (Ebu Davud, Diyât 3)

  • 720

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim kendisini dağdan atarak intihar ederse o cehennemlik olur. Orada ebedi olarak kendini dağdan atar. Kim zehir ieçrek intihar ederse, cehennem ateşinin içinde elinde zehir olduğu halde ebedi olarak ondan içer. Kim de kendisine demir saplayarak intihar ederse, cehennemde ebedi olarak o demiri karnına saplar.”

    (Buhari, Tıbb 56)

  • 718

    Mikdat İbnu'l-Esved (ra)'in anlattığına göre şöyle demiştir:

    “ Ey ALLAH'ın Resûlü! Ben küffardan bir adama rastlasam ve aramızda mukatele çıksa. O kılıcıyla vurup elimin birini kesip atsa. Sonara adam (sıkışıp) bana karşı bir ağaca sığınsa ve:"

    “ ALLAH için Müslüman oldum!” dese, bu sözünden sonra ben onu öldürebilir miyim?” Resulullah (sav):

    “ Hayır! Sakın onu öldürme” buyurdu. Ben ısrar ettim:

    “ Ama ey ALLAH'ın Resûlü! O benim bir elimi kesti ve sonra Müslüman olduğunu söyledi.” dedim. Resulullah (sav):

    Hayır! Sakın onu öldürme, eğer öldürürsen, o adam, sen onu öldürmezden önceki senin makamındadır ve sen de, onun söylediği kelimeyi söylemezden önceki durumunda olursun!” buyurdular.”

    (Buhari, Diyât 1)

  • 717

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “(Kıyamet günü) bir adam bir başkasının elinden tutmuş olarak gelir ve:

    “ Ey Rabbim! Bu, eni öldürdü!” der. Aziz ve Celil olan ALLAH da:

    “ Onu niye öldürdün?” diye sorar. Adam:

    “ İzzet senin için olsun diye öldürdüm!” der. Rab Teâla:

    “İzzet benim içindir!” buyurur. Bir başka adam da bir başkasının elinden tutmuş olarak gelir ve:

    “ Ey Rabbim! Bu, beni öldürdü!” der. Aziz ve Celil olan ALLAH:

    “ Onu niye öldürdün?” diye sorar. Adam:

    “ İzzet falancanın olsun diye öldürdüm!” der. Rab Teâla:

    “İzzet falancanın değildir!” buyurur. Adam (öbürünün) günahıyla döner.”

    (Nesâi, Tahrîm 2)

  • 716

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Yeryüzünde haksız yere öldürülen bir insan yoktur ki katilin günahından bir misli Hz. Âdem'in ilk oğluna (Kâbil'e) gitmemiş olsun. Çünkü o, haksız yere öldürme yolunu ilk açandır.”

    (Buhari, Diyât 2)

  • 715

    Ebu'l-Hakem el-Beceli anlatıyor:

    “Ebu Hureyre ve Ebu Said (ra)'i dinledim. Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini müzakere ediyorlardı:"

    “ Eğer sema ve arz ehli bir mü'minin kanını (haksız yere dökmede) iştirak etselerdi, ALLAH her ikisini birden cehenneme atardı.”

    (Tirmizi, Diyât 8)

  • 714

    Büreyde (ra) anlatıyor): Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Mü'minin öldürülmesi, ALLAH katında, dünyanın zevalinden daha büyük (bir hadise)dir.”

    (Nesâi, Tahrîm 2)

  • 713

    Muaviye İbnu Ebi Süfyan (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Her günahı ALLAH'ın mağfiret buyurması muhtemeldir. Ancak bilerek mü'mini öldüren veya kafir olarak ölen kimse hariç...”

    (Nesâi, Tahrîm 1)

  • 711

    Zeyd İbnu Halid (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Size şahidlerin en hayırlısını haber vereyim mi: O kendisine taleb edilmezden önce şehadet etmeye gelendir.”

    (Müslim, Akdiye 19)

  • 710

    Eymen İbnu Hureym İbni Fâtik anlatıyor: “ Resulullah (sav):

    “ Yalan şehadet ALLAH'a şirkle bir tutulmuştur!” buyurdular ve şu ayeti okudular. (Mealen):"

    “...Putlara tapmak gibi bir pislikten ve yalan sözden de kaçının.” (Hacc, 22/30)

    (Tirmizi, Şehâdât 3)

  • 708

    Eş'as İbnu Kays'ın anlattığına göre, Humus'tan bir köleyi Abdullah'tan yirmi bin (dirhem)e satın almış ve Abdullah kölenin bedelini almak üzere kendisine bir adam göndermiştir. Adam gelince Eş'as:

    “ Ben onu on bine satın aldım.” dedi. Abdullah da:

    “ Öyleyse seninle benim arama (hakem olacak) bir kimse tayin et!” dedi. Eş'as:

     “Benimle kendi aranda sen hakem ol!” dedi. Abdullah:

    “ Ben Resulullah (sav)'ın:

    “Alış-veriş yapan iki kişi ihtilafa düşerlerse ve aralarında da delil yoksa, mal sahibinin söylediği esas alınır veya (alış-verişi) terk ederler.” dediğini işittim.” dedi.”

     (Ebu Davud, Büyü 74)

  • 707

    Ebu Bekre (ra)'ın anlattığına göre, Sicistan'da kadılık yapan oğlu Abdullah'a şöyle yazmıştır:

    “ İki kişi arasında, öfkeli olduğun zaman hüküm verme. Zira, ben Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işttim:"

    “Kimse, öfkeli iken, iki kişi arasında hüküm vermesin.”

    (Buhari, Ahkâm 13)

  • 706

    Muaz İbnu Cebel (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav) beni Yemen'e göndermişti. (Hareket edip) yürüdüğüm zaman arkamdan birini göndererek geri çağırdı. (Yanına varınca):"

    “ Sana niye adam gönderip (geri çağırdığım) biliyor musun?” buyurdular ve ilave ettiler:

    Benim iznim olmadan hiçbir şey almayacaksın. Zira bu gulûldür (hırsızlık). Kim gulûl yaparsa, aldığı şeyle kıyamet günü (ALLAH'ın huzuruna gelir). İşte bu (hususu tenbih etmek için) seni çağırdım, artık işine gidebilirsin.”

    (Tirmizi, Ahkâm 8)

  • 705

    Ebu Hureyre, İbnu Amr İbni'l-Âs (ra) anlatıyor:

    “Resulullah (sav), hükümde rüşvet alan ve rüşvet veren (ve aracılık eden) kimseyi lanetlemiştir.”

    (Tirmizi, Ahkâm 9)

  • 704

    (Abdullah) İbnu Ebi Evfa anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Kadı zulmetmedikçe, ALLAH Teâla Hazretleri onunla birliktedir (yardımcısıdır). Zulme yer verdiği zaman onu terkeder, artık şeytan onunla beraber olur.”

    (Tirmizi, Ahkâm 4)

  • 703

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim kadılık talebeder ve bunun gerçekleşmesinde şefaatçilere başvurursa (iş) kendisine yıkılır (ALLAH'ın yardımı olmaz). Kime de o iş zorla verilirse, ALLAH onu doğruya sevkedecek bir melek gönderir.”

    (Ebu Davud, Akdiye 3)

  • 702

    Amr İbnu Tağlib anlatıyor:

    “ Resulullah (sav)'a bir mal -veya bir şey- getirilmişti. Hemen onu taksim edip dağıttı. (Ancak bunu yaparken) bir kısmına verdi, bir kısmına vermedi. Kendilerine verilmemiş olan kimselerin, sonradan hakkında dedikodu yaptıkları kulağına geldi. Bunun üzerine, (uygun bir fırsatta, halka hitap etmek üzere doğruldu). ALLAH'a hamd ve sena ettikten sonra:"

    “ Sadede gelince; vallahi ben, birine verip diğerine vermediğim olur (bu doğrudur, ancak) vermediğim, nazarımda, verdiğimden daha çok sevgiye mazhardır. Ben bir kısım insanlara, kalplerinde gördüğüm sabırsızlık ve hırs sebebiyle veririm; bir kısmına da, ALLAH Teâla'nın kalplerine koymuş bulunduğu zenginlik ve hayra havale eder (ve onlara bir şey vermem). İşte bunlardan biri Amr İbnu Tağlib'dir!”

    buyurdular. Amr devamla der ki: “ Vallahi, Resulullah (sav)'ın (hakkımda telaffuz buyurduğu) bu kelamına bedel kırmızı develerim olsaydı bu kadar sevinmezdim.”

    (Buhari, Cum'a 29)

  • 701

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: “(Babası) Ömer İbnu'l-Hattab (ra) dedi ki:

    “ Resulullah (sav), (zaman zaman) bana ihsanda bulunuyordu. (Her seferinde ben): '(Ey ALLAH'ın Resûlü!) bunu, buna benden daha muhtaç olan birine verseniz!' diyordum. Resulullah (sav) da buyurdular:"

    “ Al bunu! Bu maldan, sen istemediğin ve gelmesini bekler durumda olmadığın halde gelen bir şey olursa, onu al ve temellük et (yani kendi malın kıl, malın olduktan sonra) dilersen ye, dilersen sadaka olarak bağışla. (Bu vasıfta) olmayan mala nefsini bağlama!”

    (Hadisi İbnu Ömer'den rivayet eden) Sâlim der ki: “Bu (hadis) sebebiyle Abdullah, kimseden bir şey istemezdi. (kendiliğinden) gelen bir şey olursa onu da reddetmezdi.”

    (Buhari, Akhâm 17)

   

-->