Seçme Hadisler


  • 699

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) buyurdular ki:"

    “ Kim kendisine gelen bir fakirliği hemen halka intikal ettirirse (yani onlara açarak dilenmeye kalkarsa), onun fakirliğinin önüne geçilmez. Kime de fakirlik gelir, o da bunu ALLAH'a açarsa, ALLAH ona er veya geç rızkıyla imdat eder.”

    (Tirmizi, Zühd 18)

  • 698

    Habeşi İbnu Cünâde es-Selûli (ra) anlatıyor:

    “ Resulullah (sav) Arafat'ta vakfede iken bir bedevi gelerek ridasının bir ucundan tutup, ondan bunu istedi. Aleyhisselatu vesselam da onu ona verdi. Adam ridayı beraberinde alıp gitti. Tam o sırada dilenmek haram kılındı. Bunun üzerine Aleyhisselatu vesselam:"

    “ Sadaka zengine helal değildir; sağlığı yerinde güç kuvvet sahibine de helal değildir. O, sersefil edici, fakre düşen, haysiyeti kırıcı borca giren, eleme boğan kana bulaşan kimseler dışında hiç kimseye helal değildir. Öyleyse, kim malını artırmak için insanlara el açarsa, bu, kıyamet günü suratında cırmalama yaralarına ve cehennemde yiyeceği kızgın taşlara dönüşür. Öyleyse (buyursun) dileyen azla yetinsin, dileyen de çoğaltmaya çalışsın.”

    (Tirmizi, Zekât 23)

  • 697

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: “Ensari bir zat gelip Resulullah (sav)'dan bir şeyler istemişti.

    “ Evinde bir şey yok mu?”buyurdular. Adam:

    “ Evet, bir çulumuz var. Bir kısmıyla örtünüp, bir kısmıyla da yaygı olarak yere seriyoruz! Bir de su içtiğimiz kabımız var.” dedi.

    “ Onları bana getir!”diye emrettiler. Adam gidip getirdi. Aleyhisselatu vesselam eşyaları eline alıp:

    “ Şunları satın alacak yok mu?”buyurdular. Bir adam:

    “Ben bir dirheme satın alıyorum.” dedi. Resulullah (sav):

    “Bir dirhemden fazla veren yok mu?”dedi ve iki üç sefer tekrarlayarak (açık artırmaya çıkardı). Orada bulunan bir adam:

    “ Ben onlara iki dirhem veriyorum.” dedi. Aleyhisselatu vesselam eşyaları ona sattı. İki dirhemi alıp Ensariye verdi ve:

    “ Bunun biriyle ailen için yiyecek al, ailene ver. Diğeriyle de bir balta al bana getir!buyurdular. Adam gidip bir balta alıp getirdi. Resulullah (sav), ona eliyle bir saplık geçirdi. Sonra:

    “ Git, odun eyle, sat ve on beş gün bana gözükme!” buyurdu. Adam aynen böyle yaptı, sonra yanına geldi. Bu esnada on dirhem kazanmış, bunun bir kısmıyla giyecek, bir kısmıyla da yiyecek satın almıştı. Resulullah (sav):

    “ Bak, bu senin için, kıyamet günü alnında dilenme lekesiyle gelmenden daha hayırlıdır!” buyurdu ve sözlerine şöyle devam etti:

    “ Dilenmek, sersefil, fakra düşmüş veya rüsvay edici borca batmış veya elem verici kana bulaşmış insanlar dışında, kimseye caiz değildir.”

    (Ebu Davud, Zekât 26) 

  • 696

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim (malını arttırmak için) insanlardan dilenirse, o mutlak surette ateş talep etmiş olur. Öyleyse ister azla yetinsin, isterse çoğaltmayı istesin (artık kendisi bilir)!”

    (Müslim, Zekât 05)

  • 695

    İbnu'l-Firâsi'nin anlattığına göre, babası (ra):

    “ Ey ALLAH'ın Resûlü! (ihtiyacımı başkasından) isteyeyim mi?” diye sormuş, Aleyhisselatu vesselam da buyurmuşlar:

    “ Hayır, isteme! Ancak gidermek zorunda kalmışsan, bari salihlerden iste!”

    (Ebu Davud, Zekât 28)

  • 694

    Hz. Muaviye (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ İstemede ısrar etmeyin. Vallahi, kim benden bir şey ister, ben ona vermek arzu etmediğim halde, ısrarı (sebebiyle) bir şey kopartırsa, verdiğim o şeyin bereketini görmez.”

    (Müslim, Zekat 99)

  • 693

    Sevban (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) (bir gün):

    “ Cenneti garanti etmem mukabilinde, insanlardan bir şey istememeyi kim garanti edecek?” buyurdular. Sevbân (ra) atılıp:

    “ Ben, (Ey ALLAH'ın Resûlü!)” dedi. Sevbân (bundan böyle) hiç kimseden bir şey istemezdi.”

    (Ebu Davud, Zekât 27)

  • 692

    Hz. Zübeyr (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Kişinin iplerini alıp dağa gitmesi, oradan sırtında bir deste odun getirip satması, onun için, insanlara gidip dilenmesinden daha hayırlıdır. İnsanlar istediğini verseler de vermeseler de.”

    (Buhari, Zekât 50)

  • 691

    Âiz İbnu Amr (ra) anlatıyor: “ Bir adam Resulullah (sav)'dan bir şeyler istedi. Aleyhisselatu vesselam da verdi. Adam dönmek üzere ayağını kapının eşiğine basar basmaz, Aleyhisselatu vesselam buyurdular:"

    “ Dilenmede olan (kötülükleri) bilseydiniz kimse kimseye bir şey istemek için asla gitmezdi!”

      (Nesâi, Zekât 83)

  • 690

    Semüre İbnu Cündeb (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ İstemeler bir nevi cırmalamalardır. Kişi onlarla yüzünü cırmalamış olur. Öyle ise, dileyen (hayasını koruyup) yüz suyunu devam ettirsin, dileyen de bunu terketsin. Şu var ki, kişi, zaruri olan(şeyleri) iktidar sahibinden istemelidir.”

    (Ebu Davud, Zekât 26)

  • 689

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Sizden biri dilenmeye devam ettiği takdirde, yüzünde bir parça et kalmamış halde ALLAH'a kavuşur.”

    (Buhari, Zekât 52)

  • 688

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Sizden biri, yaratılışça kendisinden üstün olana bakınca, nazarını bir de kendisinden aşağıda olana çevirsin. Böyle yapmak, ALLAH'ın üzerinizdeki nimetini küçük görmemeniz için gereklidir.”

    (Buhari, Rikâk 30)

  • 687

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ (Hakiki) fakir, kapı kapı dolaşırken verilen iki lokmanın veya bir iki hurmanın geri çevirdiği kimse değildir. Fakat gerçek fakir, ihtiyacını giderecek bir şey bulamayan ve halini anlayıp kendisine tasaddukta bulunacak biri çıkmayan, (buna rağmen) kalkıp halktan bir şey istemeyen kimsedir.”

    (Buhari, Zekât 53)

  • 686

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Zenginlik mal çokluğuyla değildir; bilakis göz tokluğuyladır.

    (Buhari, Rikâk 15)

  • 685

    Hz. Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Siz ALLAH'a hakkıyla tevekkül edebilseydiniz, sizleri de, kuşları rzıklandırdığı gibi rızıklandırırdı: Sabahleyin aç çıkar, akşama tok dönerdiniz.”

    (Tirmizi, Zühd 33)

  • 684

    Ebu Ümâme (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ey ademoğlu! Eğer fazla malını ALLAH yolunda harcarsan bu senin için daha hayırlıdır, kendine saklarsan senin için zararlıdır. Kefâf (yeterli miktar) sebebiyle levm edilmezsin. (Harcamaya), bakımları üzerinde olanlardan başla. Üstteki el (yani veren), alttaki el (yani alandan) daha hayırlıdır.”

    (Müslim, Zekat 97)

  • 683

    Ebu Said el-Hudri (ra) anlatıyor:

    “ Ensar (ra)'dan bazı kimseler, Resulullah (sav)'dan bir şeyler talep ettiler. Aleyhisselatu vesselam da istediklerini verdi. Sonra tekrar istediler, o yine istediklerini verdi. Sonra yine istediler, o istediklerini yine verdi. Yanında mevcut olan şey bitmişti, şöyle buyurdular:"

    “ Yanımda bir mal olsa, bunu sizden ayrı olarak (kendim için) biriktirecek değilim. Kim iffetli davranır (istemezse), ALLAH onu iffetli kılar. Kim istiğna gösterirse ALLAH da onu gani kılar. Kim sabırlı davranırsa ALLAH ona sabır verir. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ihsanda bulunulmamıştır.”

    (Buhari, Zekat 50)

  • 682

    Fudâle İbnu Ubeyd (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”

    (Tirmizi, Zühd 35)

  • 681

    Ubeydullah İbnu Mihsan el-Hutami (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Sizden kim nefsinden emin, bedeni sıhhatli ve günlük yiyeceği de mevcut ise sanki dünyalar onun olmuştur.”

    (Tirmizi, Zühd 34)

  • 679

    Ebu Azze anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    ALLAH bir kulunun bir memlekette ölmesini takdir etti mi, onu oraya -veya orada bulunan bir şeye dedi- muhtaç kılar.”

    (Tirmizi, Kader 11)

  • 678

    Huzeyfe (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Her ümmetin mecusileri vardır. Bu ümmetin mecusileri ‘Kader yoktur!’ diyenlerdir. Bunlardan kim ölürse cenazelerinde hazır bulunmayın. Onlardan kim hastalanırsa onu ziyarette bulunmayın. Onlar Deccal bölüğüdür. Onları Deccal'i ilhak etmek ALLAH üzerine bir haktır.”

    (Ebu Davud, Sünnet 17)

  • 677

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kuvvetli mü'min, ALLAH nazarında zayıf mü'minden daha sevgili ve daha hayırlıdır. Aslında her ikisinde de bir hayır vardır. Sana faydalı olan şeye karşı gayret göster. ALLAH'tan yardım dile, acz izhar etme. Bir musibet başına gelirse: ‘Eğer şöyle yapsaydım bu başıma gelmezdi!’ deme. ‘ALLAH takdir etmiştir. Onun dilediği olur!’ de! Zira ‘eğer’ kelimesi şeytan işine kapı açar.”

    (Müslim, Kader 34)

  • 676

    Sa'd İbnu Ebi Vakkas (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ademoğlunun saadet (sebep)lerinden biri de ALLAH Teâla'nın hükmettiğine rıza göstermesidir. Şekâvet (sebepleri)nden biri de ALLAH Teâla'ya istihareyi terketmesidir. Keza şekavet (sebepleri)nden bir diğeri de ALLAH'ın hükmettiğine razı olmamasıdır.”

    (Tirmizi, Kader 15)

  • 675

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kişi vardır, uzun müddet cennet ehlinin amelini işler, sonra da ameli cehennem ehlinin ameliyle hitam bulur. Yine kişi vardır, uzun müddet cehennem ehlinin ameliyle amel eder de sonunda cennet ehlinin ameliyle hitam bulur.”

    (Müslim, Kader 11)

  • 674

    Ubade İbnu's- Samit (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim ALLAH'a kavuşmayı severse, ALLAH da ona kavuşmayı sever. Kim ALLAH'a kavuşmaktan hoşlanmazsa ALLAH da ona kavuşmaktan hoşlanmaz!”

    Hz. Aişe (ra:) “Biz ölmekten hoşlanmayız.” dedi. Aleyhisselatu vesselam (buyurdu):

    “ Kasdımız bu değil. Lakin, mü'mine ölüm gelince, ALLAH'ın rızası ve ikramıyla müjdelenir. Ona, önünde (ölümden sonra kendisini bekleyen) şeyden daha sevgili bir şey yoktur. Böylece O, ALLAH'a kavuşmayı sever, ALLAH da ona kavuşmayı sever.”

    “Kafir ise, ölüm kendisine gelince ALLAH'ın azabı ve cezasıyla müjdelenir. Bu sebeple onu önünde (kendini bekleyenlerden) daha menfur bir şey yoktur. Bu sebeple de ALLAH'a kavuşmaktan hoşlanmaz, ALLAH da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”

    (Buhari, Rikâk 41)

  • 673

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Ümmetimden kimin iki öncüsü varsa, onlarla birlikte cennete girer!”  Hz. Aişe (ra) sordu:

    “Bir öncüsü olan?”

    “Bir öncüsü olan da, ey (hayırda) muvaffak olan!” buyurdular. Hz. Aişe tekrar sordu:

    “Ümmetinden hiç öncü göndermeyen?”

    “ Ben ümmetimin öncüsüyüm, (şefaatimle onları cennete ben sevkedeceğim. Hatta ben bütün öncülerin en büyüğüyüm. Çünkü ücret, çekilen meşakkate göre büyür). Benim ki gibisine de hedef olmayacaklar. (Onların beni önden göndermekten daha büyük bir kayıpları, daha acılı bir musibetleri yoktur ve olmayacak da. Zira vahiy kesilmiş oldu.”

    (Tirmizi, Cenâiz 64)

  • 671

    Ebu Musa (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Bir kul, salih amel işlerken araya bir hastalık veya sefer girerek ameline mani olsa, ALLAH ona sıhhati yerinde ve mukim iken yapmakta olduğu salih amelin sevabını aynen yazar.”

    (Buhari, Cihâd 134)

  • 669

    Mus'ab İbnu Sa'd, babası (ra)'dan naklediyor:

    “ Ey ALLAH'ın Resûlü! İnsanlardan kimler en çok belaya uğrar?” dedim. (Buyurdu ki):

    “ Peygamberler!.. Sonra büyüklükte onlara ve bunlara yakın olanlar. Kişi diyaneti nisbetinde belaya maruz kalır. Kim dininde şiddetli ve sağlam olursa onun belası da şiddetli olur. Şayet dininde zayıflık varsa, ALLAH onu da diyaneti nisbetinde imtihan eder. Bela kulun peşini bırakmaz. Ta  o kul, hatasız olarak yeryüzünde yürüyünceye kadar.”

    (Tirmizi, Zühd 57)

  • 668

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Mü'min erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Ta ki hatasız olarak ALLAH'a kavuşsun.”

    (Muvatta, Cenâiz 40)

  • 667

    Hz. Câbir (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kıyamet günü, afiyet ehli kimseler, bela ehline sevapları verilince, dünyada iken derilerinin makaslarla kazınmış olmasını temenni edecekler.”

    (Tirmizi, Zühd 59)

   

-->