Seçme Hadisler


  • 666

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Mükafaatın büyüklüğü belanın büyüklüğü ile (orantılıdır). ALLAH bir cemaati sevdi mi onları musibete müptela eder. Kim bundan razı olursa ALLAH da ondan razı olur, kimse razı olmazsa ALLAH da ondan razı olmaz.”

    (Tirmizi, Zühd 57)

  • 665

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH bir kuluna hayır murad etti mi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad etti mi onun günahlarını tutar, kıyamet günü cezasını verir.”

    (Tirmizi, Zühd 57)

  • 664

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) bir hummalıyı ziyaret etmişti. Hastaya:

    “ Müjde! Zira ALLAH Teâla Hazretleri diyor ki: ‘Humma benim ateşimdir, ben onu mü'min kuluma musallat ederim, ta ki, ateşten tadacağı nasibi(ni dünyada tadmış) olsun.’

    (Rezin tahric etmiştir. Ahmed İbnu Hanbel, Müsned 2)

  • 663

    Ebu Hureyre ve Ebu Said (ra)'in anlatığına göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

    “ Mü'min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık bir üzüntü hatta bir ufak tasa isabet edecek olsa, ALLAH onun sebebiyle mü'minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur.”

    (Buhari, Marda 1)

  • 662

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir tohum eker de bunların mahsülatından bir kuş veya hayvan yiyecek olsa, bu onun için bir sadaka olur.”

    (Buhari, Hars 1)

  • 661

    Hz. Ebu Zerr (ra) anlatıyor: “ Resulullah'a soruldu:

    “Ey ALLAH'ın Resûlü! Kişi hayır yapsa halk da bu sebeple onu övse (bunun hükmü nedir)?”

    “ Bu mü'mine  (ALLAH'ın razı olduğuna dair) peşin bir müjdedir!” buyurdular.”

    (Müslim, Birr 166)

  • 660

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav)’e dediler:

    “ Ey ALLAH'ın Resûlü! Bir adam gizli olarak hayırlı ameller yaparken bir de bakarsın halk buna muttali olmuştur da bu onun hoşuna gitmiştir?” Aleyhisselatu vesselam buyurdular ki:

    “ Bu kimsenin iki ücreti vardır: Gizli yapmanın ücreti ve aleni yapmanın ücreti.”

    (Tirmizi, Zühd 49)

  • 659

    Hz. Berâ (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Kim sağmal bir hayvanı veya parayı (karz-ı hasen olarak) iareten verirse veya yolunu kaybedene yolunu gösterirse veya âmâyı sokağına koyarsa, kendisine bir köle azad edenin sevabı verilir.”

    (Tirmizi, Birr 37)

  • 658

    Ebu Said (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Kim temiz rızık yer ve sünnete uygun amelde bulunur, halk da kendisinden bir kötülük gelmeyeceği hususunda güven duyarsa, cennete girdi demektir.”

    Bir adam: “Ey ALLAH'ın Resûlü! Bugün insanlar arasında böyleleri çoktur!” dedi. Aleyhisselatu vesselam da:

    “ Benden sonraki zamanlarda da olacaklar!” buyurdu.”

    (Tirmizi, Kıyamet 61)

  • 657

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kıyamet günü aziz ve celil olan ALLAH şöyle buyuracak:

    “Ey ademoğlu! Ben hasta oldum beni ziyaret etmedin!” Kul diyecek:

    “ Ey Rabbim, Sen Rabbülalemin iken ben seni nasıl ziyaret ederim?”

    Rab Teâla diyecek:

    “ Bilmedin mi, falan kulum hastalandı, fakat sen onu ziyaret etmedin, bilmiyor musun? Eğer onu etseydin, yanında beni bulacaktın!”

    Rab Teâla diyecek:

    “ Ey ademoğlu ben senden yiyecek istedim ama sen beni doyurmadın!”

    Kul diyecek:

    “ Ey Rabbim, ben seni nasıl doyururum. Sen ki alemlerin Rabbisin?”

    Rab Teâla diyecek:

    “ Benim falan kulum senden yiyecek istedi. Sen onu doyurmadın. Bilmez misin ki, eğer sen ona yiyecek verseydin ben onu yanımda bulacaktım.” Rab Teâla diyecek:

    “ Ey ademoğlu! Ben senden su istedim bana su vermedin!” Kul diyecek:

    “ Ey Rabbim, ben sana nasıl su içirebilirim, sen ki alemlerin Rabbisin!” Rab Teâla diyecek:

    “ Kulum falan senden su istedi. Sen ona su vermedin. Bilmiyor musun, eğer ona su vermiş olsaydın, bunu benim yanımda bulacaktın!”

    (Müslim, Birr 43)

  • 656

    Amr İbnu Abese (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim Müslüman olduğu halde, saçından bir kıl beyazlarsa, bu, kıyamet günü onun için bir nur olur. Kim ALLAH yolunda bir ok atarsa, bu düşmana değse de değmese de, atan için bir köle azadı yerine geçer. Kim mü'min bir köleyi azad ederse bu onun için cehennemden bir azadlık vesilesi olur: Her bir uzuv için bir uzvu ateşten kurtulur.”

    (Tirmizi, Fezâilu'l- Cihâd)

  • 655

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Kulun gündüz veya gece amelini yazan hafaza melekleri, yazdıklarını ALLAH'a yükseltirler. ALLAH sahifenin baş ve son kısmını hayırlı bulursa, meleklere şöyle der: ‘Sizi şahid kılıyorum, ben kulumun sahifesinin iki tarafı arasında kalan kısmını mağfiret ettim.’ ”

    (Tirmizi, Cenâiz 9)

  • 654

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH Teâla Hazretleri meleklerine şöyle emreder: 'Kulum kötü bir amel yapmak isteyince, onu yapmadıkça yazmayın. Yapınca, onu aleyhine bir günah olarak yazın. Eğer benim rızamı düşünerek terketti ise bunu onun lehine bir sevap olarak yazın. Kulum iyi bir iş yapmak arzu edince, yapmasa bile onu, lehine bir sevap olarak yazın. Eğer onu yaparsa, en az on misli olmak üzere yedi yüz misline kadar sevap yazın.' ”

    (Buhari, Tevhid 35)

  • 653

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Hayra aracılık eden onu yapan gibidir.”

    (Tirmizi, İlm 14)

  • 652

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim bir hidayete davette bulunursa, buna uyanların sevaplarının bir misli ona gelir ve bu durum, onların ücretlerinden hiçbir şey eksiltmez. Kim bir dalalete çağrıda bulunursa, buna uyanların günahlarından bir misli de ona gelir ve bu onların günahlarından hiçbir eksiltme yapmaz.”

    (Müslim, Muvatta, Kur'an 41)

  • 650

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Üç kimse vardır ki, bunlara yardım ALLAH üzerine haktır: ALLAH yolunda cihad eden; borcunu ödemek isteyen mükâteb, iffetini korumak niyetiyle evlenen kimse.”

    (Tirmizi, Fezâilu'l- Cihâd 20)

  • 649

    Hz. Câbir (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Üç şey vardır, bunlar kimde buılunursa, ALLAH onun üzerine himayesini açar ve onu cennete koyar: Zayıflara rıfk, anne-babaya şefkat, kölelere ihsan.

    (Tirmizi, Kıyamet 49)

  • 647

    Hz. Ebu Zerr (ra) anlatıyor: “ (Ashabtan bazıları): “Ey ALLAH'ın Resûlü! Zenginler ücretleriyle gittiler. Onlar da bizim gibi namaz kıldılar, bizim gibi oruç tuttular, mallarının artanından da sadaka verdiler?” dediler. Aleyhisselatu vesselam:

    “ALLAH size de tasadduk edeceğiniz şeyler verdi: Her bir tespih sadakadır, her bir tahmid sadakadır, her bir tehlil sadakadır, emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i ani'l-münker sadakadır, her birinizin (hanımıyla) cimaı sadakadır!” buyurdu. Derken cemaatten:

    “Ey ALLAH'ın Resûlü! Yani birimizin şehvetine mubareşeret etmesine ücret mi var?” diye soranlar oldu. Aleyhisselatu vesselam:

    İhtiyacını haramla görmüş olsaydı bundan ona bir vebal var mıydı, yok muydu ne dersiniz?” diye sual ettiler.

    “Evet vardı!” demeleri üzerine:

    “ Öyleyse, ihtiyacını helal yolla gördü mü bunda onun için ücret vardır!” buyurdular.”

    (Müslim, Zekât 53)

  • 646

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) bir gün:

    “ Bugün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?” diye sordular. Hz. Ebu Bekir (ra): “Ben!” dedi. Aleyhisselatu vesselam:

    “ Bugün kim bir cenazeye katıldı?” dedi. Yine Hz. Ebu Bekir (ra) “Ben!” dedi. Aleyhisselatu vesselam:

    “ Bugün kim bir fakire yedirdi?”dedi. Hz. Ebu Bekir (ra) “Ben!” dedi. Aleyhisselatu vesselam:

    “ Bugün kim bir hastayı ziyaret etti?” dedi. Bu sefer de Hz. Ebu Bekir (ra): “Ben!” dedi. Bunun üzerine Resulullah (sav):

    “ Bunlar bir kimsede biraraya geldi mi, o kimse mutlaka cennete girer!” buyurdu.”

    (Müslim, Zekât 87)

  • 645

    Ebu Zerr (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH Teâla Hazretleri demiştir ki: “Kim bir hayır işlerse ona sevabının on katı verilir veya arttırırım da. Kim bir günah işlerse bunun cezası, misli kadardır veya affederim. Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zirâ yaklaşırım. Kim bana bir zirâ yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana hiçbir şeyi şirk koşmaksızın, arz dolusu hata ile kavuşursa ben de onu bir o kadar mağfiretimle karşılarım.”

    (Müslim, Zikr 22)

  • 644

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH Teâla Hazretleri diyor ki: “Ben, kulumun hakkımdaki zannı gibiyim. O, beni andıkça ben onunla beraberim. O, beni içinden anarsa ben de onu içimden anarım. O, beni bir cemaat içinde anarsa, ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde anarım. O, şayet bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim. Kim bana şirk koşmaksızın bir arz dolusu günahla gelse, ben de onu bir o kadar mağfiretimle karşılarım.”

    (Buhari, Tevhid 15)

  • 643

    Hz. Ali (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Cennette bir takım odalar vardır. Dışları içlerinden, içleri de dışlarından görülür.”

    Bunu işiten bir bedevi ayağa kalkıp:

    “Bu odalar kim(ler)e ait ey ALLAH'ın Resûlü?” diye sordu. Aleyhisselatu vesselam:

     “Sözü güzel olan, yemek yediren, oruca devam eden, gece herkes uyurken namaz kılan kimse(lere) ait!” buyurdu.”

     (Tirmizi, Birr 53)

  • 642

    El-Haris el-Eş'ari (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH Teâla Hazretleri, Yahya İbnu Zekeriyya (as)'a, beş kelime söyleyip bunlarla amel etmesini ve onlarla amel etmelerini Benî İsrail'e de söylemesini emir buyurdu. Ancak O, bu hususta ağır aldı. İsa (as) kendisine: “ALLAH sana beş kelime öğretip onlarla amel etmeni ve Benî İsrail'e de onlarla amel etmelerini emretmeni söyledi. Ya sen bunları onlara emredersin veya bunları onlara ben emredeceğim.” dedi. Yahya (as): “ Onları emretmede bencen önce davranacak olursan yere batırılmam veya azab görmemden korkarım!” dedi ve halkı Beyt'ül-Makdis'te topladı. Mescid ağzına kadar doldu. Mahfillere de oturdular. (Söz alıp):

    “ ALLAH bana beş kelime gönderdi ve onlarla amel etmemi ve size de amel etmenizi emretmemi bana emretti:

    * Bunlardan birincisi ALLAH'a ibadet etmeniz, ona hiçbir ortak koşmamanızdır. ALLAH'a ortak koşanın misali şudur: Bir adam, kendi öz malından altın veya gümüş mukabilinde bir köle satın alır ve: “Bu benim evim, bu da işim.(Çalış kazandığını) bana öde!” der. Köle çalışır, fakat kazancını efendisinden başkasına öder. Kölenin böyle yapmasına hanginiz razı olur? Aynen bunun gibi, ALLAH da size namazı emretti. Namaz kılarken (sağa-sola) bakmayın. Zira ALLAH yüzünü, namazda bulunan kulunn yüzüne karşı diker, o sağa sola bakmadığı müddetçe.

    * ALLAH size orucu emretti. Bunun misali şu insanın misaline benzer: O bir grup içerisindedir. Beraberinde bir çıkın içinde misk var. Herkes onun kokusundan hoşlanmaktadır. Oruçlunun (ağzında hasıl olan) koku, ALLAH indinde miskin kokusundan daha hoştur.

    * ALLAH size sadakayı emretti. Bunun misali de şu adamın mislaine benzer: Düşmanlar onu esir edip ellerini boynuna bağlamışlar ve boynunu vurmaları için cellatlara teslim etmişlerdir. Adam: “Ben az veya çok (bütün malımı) vererek kendimi fidye mukabilinde kurtarmak istiyorum” der ve nefsini fidye ödeyerek kurtarır.

    * ALLAH size, ALLAH'ı zikretmenizi de emretti. Bunun da misali, peşinden hızla düşmanın geldiği bir adamdır. Bu adam muhkem bir kaleye gelip, düşmandan kendini korur. Kul da böyledir. Şeytana karşı kendisini sadece zikrullahla koruyabilir.”

    Resulullah (sav) (burada hikayeyi tamamlayarak) dedi ki:

    “Ben de size beş şeyi emrediyorum: ALLAH onları bana emretti. Dinlemek, itaat etmek, cihâd, hicret, cemaat. Zira, kim cemaatten bir karışcık ayrılırsa boynundaki İslâm bağını çıkarıp atmıştır, geri dönen hariç. Kim de cahiliye davası güderse o cehennem molozlarından biridir!” Bir adam:

    “Ey ALLAH'ın Resûlü! O kimse namaz kılar, orucunu tutar idiyse (yine mi cehennemlik)?”diye sordu. Aleyhisselatu vesselam:

    “ Evet, namaz kılsa, oruç tutsa da! Ey ALLAH'ın kulları! Sizi Müslümanlar, mü'minler diye tesmiye eden ALLAH'ın çağrısı ile çağırın!”buyurdular.”

    (Tirmizi, Emsâl 3)

  • 641

    Hz. Ebu Ümâme (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Üç şey vardır; her birine ALLAH garanti vermiştir: ALLAH yolunda cihad etmek üzere yola çıkan kimse. Bu öldüğü takdirde cennete koyma hususunda, ölmeyip döndüğü takdirde ganimet ve sevapla gelme hususunda garantilidir. Mescide giden kimseye, öldüğü takdirde, ALLAH cennete koyma hususunda garanti vermiştir. Kişi (fitne zamanında bulaşmayıp) evine çekildiği takdirde ALLAH ona da garanti vermiştir.”

    (Ebu Davud, Cihâd 10)

  • 640

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim bir hastaya veya bir din kardeşine ALLAH rızası için ziyarette bulunursa, bir münadi ona nida eder: ‘(Dünyada da ahirette de) iyi olasın, (ahiret yolculuğun da) iyi olsun. (Bu davranışınla) cennette bir ev hazırladın!’  der.”

    (Tirmizi, Birr 64)

  • 639

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim güzel bir şekilde abdest alır, Müslüman kardeşine, sevap düşüncesiyle hasta ziyaretinde bulunursa, cehennemden yetmiş yıllık yürüme mesafesi uzaklaştırılır.”

    (Ebu Davud, Cenâiz 7)

  • 637

    Ebu Said el-Hudri (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şöyle demiştir:

    “ Her zalimin arkasında bir bayrağı vardır, zulmü ölçüsünde bu bayrak yükseltilir. Haberiniz olsun, âmme hizmetlerini üzerine alandan daha büyük vefasız yoktur.”

    (Müslim, Cihad 15)

  • 636

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kıyamet günü, ALLAH öncekileri ve sonrakileri birleştirip topladığı zaman her vefasız için, onu tanıtan bir bayrak dikilir ve ‘Bu falan (oğlu falanın) vefasızlığıdır.’ denilir.”

    (Buhari, Edeb 99)

  • 635

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bana kimse, ashabımın birinden (canımı sıkacak) bir şey getirmesin. Zira ben, sizin karşınıza, içimde hiçbir şey olmadığı halde çıkmak istiyorum.”

    (Tirmizi, Menâkıb)

  • 633

    Muaz İbnu Esed el-Cüheni (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Kim bir mü'mini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse, ALLAH da onun için, kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de Müslümana kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, ALLAH onu, kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder.”

    (Ebu Davud, Edeb 41)

   

-->