Seçme Hadisler


  • 632

    Müstevrid (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim bir Müslüman(ı gıybet ve şerefini payimal etmek) sebebiyle tek lokma dahi yese, ALLAH ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır. Kime de Müslüman bir kimse(ye yaptığı iftira, gıybet gibi bir) sebeble (mükâfaat olarak) bir elbise giydirilirse, ALLAH Teâla Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir. Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebebiyle bir makam elde eder (orada salâh ve takva sahibi bilinerek para ve makama konmak için riyakarlıklara girer)se ALLAH Teâla Hazretleri kıyamet günü onu mürâiler makamına oturtarak (rezil eder ve mürailere münasib azabla azablandırır.)”

    (Ebu Davud, Edeb 40)

  • 631

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Mirac Gecesi'nde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı.

    “Ey Cebrail! Bunlar da kim?” diye sordum.

    “ Bunlar, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir.”dedi.”

    (Ebu Davud, Edeb 40)

  • 629

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?”

    “ ALLAH ve Resûlü daha iyi bilir!” dediler. Bunun üzerine:

    “ Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam:

    “ Ya benim söylediğim onda varsa. (Bu da mı gıybettir?)” dedi. Aleyhisselatu vesselam:

    “ Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa, bir de bühtanda (iftira) bulundun demektir.”

    (Ebu Davud, Edeb 40)

  • 628

    İbnu Ömer (ra) 'dan kaydedilen bir rivayette şöyle buyrulmuştur:

    “ Kim, araziden haksız olarak bir karışlık yer alırsa, kıyamet günü, onunla yedi kat yere batırılır.”

    (Buhari, Mezâlim 13)

  • 627

    Ebu Seleme İbnu Abdirrahman Hz. Aişe (ra)'den anlattığına göre Resulullah (sav) şöyle buyurdu:

    “ Kim (gasben başkasının) arazisine bir karış haksız tecavüz ederse, yedi kat yerin dibine kadar boynuna dolandırılarak (cezalandırılır).”

    (Buhari, Bed'ü'l-Halk 2)

  • 626

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:

    “Bir adam: “Ey ALLAH'ın Resûlü! Bana kısa bir nasihatta bulun, uzun yapma! Ta ki nasihatini unutmayayım” demişti. (ve birkaç kere tekrar etmişti.) Aleyhisselatu vesselam (bir kelimeyle):

    “ Öfkelenme!” cevabını verdi.”

    (Buhari, Edeb 76)

  • 625

    Hz. Muaz İbnu Cebel (ra) anlatmıştır:

    “ İki kişi Resulullah (sav)'ın huzurunda küfürleştiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (diğerine karşı) öfkesi gözüküyordu. Resulullah (sav) buyurdular:”

    “ Ben bir kelime biliyorum, eğer onu söyleyecek olsa, kendinde zuhur eden öfke giderdi: “Eûzu billahi mineşşeytanirracim.”

    (Tirmizi, Da'avât 53)

  • 624

    Ebu Zerr el-Gıfâri (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) bize buyurmuştur ki:

    “Biriniz ayakta iken öfkelenirse hemen otursun. Öfkesi geçerse ne âlâ, geçmezse yatsın.”

    (Ebu Davud, Edeb 4)

  • 623

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) (bir gün):

    “ Siz aranızda kimi pehlivan addedersiniz?” diye sordu. Ashab (ra):

    “ Erkeklerin yenmeye muvaffak olamadığı kimseyi!” dediler. Resulullah (sav):

    “ Hayır, gerçek pehlivan öfkelendiği zaman nefsine hakim olabilen kimsedir.” dedi.”

    (Müslim, Birr 106)

  • 622

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor: “Safiyye (ra) gibi güzel yemek yapan görmedim. (Bir defasında) Resulullah (sav) benim odamda iken, Safiyye ona yemek yapıp (göndermişti). Çok şiddetli bir kıskançlık hissettim. Öyle ki beni bir titreme sardı. (Gidip) kabını kırdım, sonra da pişman oldum ve:

    “ Ey ALLAH'ın Resûlü dedim, yaptığım bu hareketin keffareti nedir?” dedim.

    “ Tabağa aynıyla tabak, yemeğe misliyle yemek!” buyurdular.”

    (Ebu Davud, Büyü 91)

  • 621

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ALLAH kıskançtır, mü'min de kıskançtır. ALLAH'ın kıskanması, mü'minin ALLAH'ın haram ettiği şeyi yapmasıdır.”

    (Buhari, Nikah 107)

  • 620

    Ebu Mes'ud el-Bedri (ra) anlatıyor: “Ben köleme kamçıyla vuruyordum. Arkamdan bir ses işittim. “Ebu Mes'ud, bil!” diyordu. Öfkeden sesi tanıyamıyordum. Bana yaklaşınca onun Resulullah (sav) olduğunu gördüm.

    “ Ebu Mes'ud bil! Ebu Mes'ud bil!” diyordu. Kamçıyı elimden attım.

    “ Ebu Mes'ud bil! ALLAH senin üzerinde, senin bunun üzerindekinden daha fazla muktedir.” dedi. Ben:

    “Bundan sonra ebediyen köle dövmeyeceğim.” dedim.”

    (Müslim, Eyman 34)

  • 619

    Ümmü'd-Derdâ (ra) anlatıyor): “ Ebu'd-Derdâ (ra)'yı işittim, demişti ki: “Resulullah (sav)'ı işittim, şöyle buyurdu:

    “ Müşrik olarak ölenle, bir Müslümanı haksız yere öldüren hariç, ALLAH bütün günahları affedebilir.”

    (Ebu Davud, Fiten 6)

  • 618

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Bir adam vardı, (günah işleyerek nefsine zulmetmekte) çok ileri idi. Ölüm gelip çatınca oğullarına dedi ki: “Ben ölünce, cesedimi yakın, külümü iyice ezin ve rüzgarın önünde saçın. ALLAH'a yemin olsun, eğer Rabbim beni bir yakalarsa hiç kimseye vermediği azabı verir!”

    Ölünce, bu söylediği ona yapıldı. ALLAH da arza emrederek:

    “ Sende ondan ne varsa bana toplayıver!” dedi. Arz da topladı. Adam ayakta duruyordu. “Sen böyle bir vasiyeti niye yaptın?diye Rabb Teâla sordu.

    “ Senden korktuğum için ey Rabbim!” cevabını verdi. ALLAH Teâla Hazretleri bu cevap üzerine onu affetti.”(Buhari, Tevhîd 35)

  • 617

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Beni İsrail'de birbirine zıd maksad güden iki kişi vardı: Biri günahkârdı, diğeri de ibadette gayret gösteriyordu. Abid olan diğerine günah işlerken rastlardı da: “Vazgeç!” derdi. Bir gün, yine onu günah üzerine yakaladı; yine “Vazgeç!” dedi. Öbürü de:

    “Beni ALLAH'la başbaşa bırak. Sen benim başıma müfettiş misin?” dedi. Öbürü: “Vallahi ALLAH seni mağfiret etmez." Veya: “ALLAH seni cennetine koymaz!” dedi.

    Bunun üzerine ALLAH ikisinin de ruhlarını kabzetti. Bunlar Rabbülaleminin huzurunda bir araya geldiler. ALLAH Teâla Hazretleri ibadette gayret edene: “Sen benim elimdekine kâdir misin?” dedi. Günahkâra da dönerek: “Git, rahmetimle cennete gir!” buyurdu. Diğeri için de: “Bunu ateşe götürün?” emretti.”

    Ebu Hureyre (ra) der ki: “(Adamcağız ALLAH'ın gadabına dokunan münasebetsiz) bir kelime konuştu, bu kelime dünyasını da, ahiretini de heba etti.”

    (Ebu Davud, Edeb 51)

  • 616

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ALLAH  Teâla Hazretleri diyor ki: “Ey ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümid ettikçe, ben senden her ne sâdır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa, sonra sen bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey ademoğlu! Bana arz dolusu hata ile gelsen, sonunda hiçbir şirk koşmaksızın bana kavuşursan, seni arz dolusu mağfiretimle karşılarım.”

    (Tirmizi, Da'avat 106)

  • 615

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) (bir hadis-i kudside) Rabbinden naklen buyurdu ki:

    “Bir kul günah işledi ve: “Ya Rabbi günahımı affet!” dedi.

    “ Hak Teâla da: “Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.”

    Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: “Ey Rabbim gühanımı affet!” der.

    ALLAH Teâla Hazretleri de:

    “Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.”

    Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: “Ey Rabbim beni affeyle!” der. ALLAH Teâla da:

    “Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle muahaze eden bir Rabbi olduğunu bildi. Dilediğini yap, ben seni affettim!” buyurdu.”

    (Buhari, Tevhîd 35)

  • 614

    Ebu Eyyub (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, ALLAH Teâla Hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tövbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı.”

    (Müslim, Tevbe 9) 

  • 613

    İbnu Amr İbni'l-As (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH ilmi (verdikten sonra), insanların (kalbinden) zorla söküp almaz. Fakat ilmi, ülemayı kabzetmek suretiyle alır. Ülema kabzedilir, öyle ki, tek bir alim kalmaz. Halk da cahilleri kendine reis yapar. Bunlara meseleler sorulur, onlar da ilme dayanmaksızın (kendi reyleriyle) fetva verirler, böylece hem kendilerini hem de başkalarını dalâlete atarlar.”

    (Buhari, İlim 34)

  • 612

    İbnu Amr İbni'l-As (ra) anlatıyor: “ Ben Resulullah (sav)'dan işittiğim her şeyi yazıyordum. Kureyş bu işten beni men etti. Dediler ki:

    “Sen her (işittiğin) şeyi yazıyorsun, halbuki Resulullah (sav) bir insandır, memnun ve öfkeli halde de konuşur.”

    Bunun üzerine yazmaktan vazgeçtim. Sonra durumu Resulullah (sav)'a anlattım. Parmağı ile ağzına işaret ederek:

    “ Yaz, nefsimi elinde tutan zâta yemin olsun, ondan, haktan başka bir şey çıkmaz!” buyurdu.”

    (Ebu Davud, İlim 3)

  • 610

    Ebu Harun el-Abdi anlatıyor: “ Biz Said el-Hudri (ra)'a uğrardık. O bize: “merhaba” (derdi ve ilave ederdi): Resulullah (sav) demiştir ki:

    “İnsanlar (dinde) size tabidirler. Size (aktar-ı alemden yani) dünyanın her tarafından bir kısım erkekler gelip İslam dinini öğrenecekler. Onlar geldikleri vakit, hep hayrı tavsiye edin.”

    (Tirmizi, İlim 10)

  • 609

    Sehl İbnu Sa'd (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Vallahi, senin hidayetinle bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kıymetli develerden müteşekkil sürülerden daha hayırlıdır.”

    (Ebu Davud, İlm 10)

  • 608

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim, bir ilimden sorulur, o da bunu ketmedip söylemezse (kıyamet günü) ateşten bir gem ile gemlenir.”

    (Ebu Davud, İlm 9)

  • 607

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Hikmetli söz mü'minin yitiğidir. Onu nerede bulursa, onu hemen almaya ehaktır.”

    (Tirmizi, İlim 19)

  • 606

    Ebu Said (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Mü'min, sonu cennet oluncaya kadar hayır işitmekten asla doymayacak.”

    (Tirmizi, İlim 19)

  • 604

    Sahbere (ra)'dan naklen: “Resulullah (sav) buyurmuştur:

    “ Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur.” 

    (Tirmizi, İlim 2)

  • 603

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar ALLAH yolundadır.”

    (Tirmizi, İlim 2)

  • 602

    Humeyd İbnu Abdirrahman anlatıyor: “ Hz. Muaviye (ra)'yi işittim, demişti ki: “ Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim:

    “ALLAH kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar.”

    (Buhari, Farzu'l Humus 7)

  • 600

    Resulullah (sav) buyurdular ki:

    ALLAH  Teâla Hazretleri, melekleri, semavat ehli, deliğindeki karıncası, denizindeki balıklara kadar arz ehli, halka hayrı öğretene mağfiret duasında bulunur.”

    (Tirmizi, İlim 19)

  • 599

    Ebu Ümâme (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav)'a biri abid diğeri de alim iki kişiden bahsedilmişti.

    “ Alimin abide üstünlüğü, benim, sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir.” buyurdu.”

    (Tirmizi, İlim 19)

   

-->