Seçme Hadisler


  • 369

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim bir yere oturur ve orada ALLAH'ı zikretmez (ve hiç zikretmeden kalkar) ise, ALLAH'tan ona bir noksanlık vardır. Kim bir yere yatar, orada ALLAH'ı zikretmezse, ona ALLAH'tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnada ALLAH'ı zikretmezse, ALLAH'tan ona bir noksanlık vardır.”

    (Ebu Davud, Edeb 31)

  • 368

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor): Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ ALLAH'ın, yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. Allahu Teâla'yı zikreden bir cemaate rastlarlarsa, birbirlerini “Aaradığınıza gelin!” diye çağırırlar. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar. ALLAH, -onları en iyi bilen olduğu halde- meleklere sorar:

    “ Kullarım ne diyorlar?”

    “ Seni tespih ediyorlar, sana tekbir okuyorlar, sana tahmid okuyorlar. Sana ta'zim (temcid) ediyorlar.” derler. Rabb Teâla sormaya devam eder:

    “ Onlar beni gördüler mi?”

    “ Hayır!” derler.

    “ Ya görselerdi ne yaparlardı?”

    “ Eğer seni görselerdi ibadette çok daha ileri giderler; çok daha fazla ta'zim, çok daha fazla tesbihde bulunurlardı.” derler. ALLAH tekrar sorar:

    “ Onlar ne istiyorlar?”

    “ Senden, cennet istiyorlar.” Derler.

    “ Cenneti gördüler mi?”der.

    “ Hayır ey Rabbimiz!” derler.

    “ Ya görselerdi ne yaparlardı?”der.

    “ Eğer görselerdi, derler, cennet için daha çok hırs gösterirler, onu daha ısrarla isterler, ona daha çok rağbet gösterilerdi.” ALLAH Teâla sormaya devam eder:

    “ Neden istiaze ediyorlar?”

    “ Cehennemden istiaze ediyorlar.” derler.

    “ Onu gördüler mi?”der.

    “ Hayır Rabbimiz, görmediler!” derler.

    “ Ya görselerdi ne yaparlardı?”der.

    “ Eğer cehennemi görselerdi ondan daha şiddetle kaçarlar, daha şiddetli korkarlardı.” derler. Bunun üzerine Rabb Teâla şunu söyler:

    “ Sizi şahid kılıyorum, onları affettim!”

    Resulullah (sav) sözüne devamla şöyle anlattı: “Onlardan bir melek der ki:

    “Bunların arasında falanca günahkar kul dahi var. Bu onlardan değil. O başka maksadla uğramıştı, oturuverdi.” ALLAH Teâla:

    “Onu da affettim, onlar öyle bir cemaat ki onlarla oturanlar da onlar sayesinde bedbaht olmazlar.”buyurur.”

    (Buhari, Da'avât 66)

  • 367

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “ Resulullah (sav)'da bir adamın (parası ödenmemiş) bir devesi vardı. Borcunu istemeye geldi. Bu sırada kaba sözler sarfetti, hatta Ashabdan bazıları haddini bildirmek istedi. Ancak Resulullah (sav) buna meydan vermeyip:

    “ Bırakın onu! Hak sahibinin konuşma hakkı vardır.” buyurdu, sonra da:

    “Devesini verin!”diye emretti, (ilgililer) devesini aradılarsa da bulamadılar. Fakat onunkinden daha değerli bir deve buldular. Aleyhissâlatu Vesselam Efendimiz:

    “ Bunu verin.” dedi. Adam:

    “Bana borcunu tam ödedin, ALLAH da sana ödesin.” dedi. Aleyhissâlatu Vesselam:

    “ En hayırlınız, borcunu en iyi ödeyendir!” buyurdu.” (Buhari, İstikraz 4,6,7,13)

  • 366

    Ebu Katâde (ra)'nin anlattığına göre, bir borçlusunu (para taleb etmek üzere) aramıştı. O, kendisinden gizlendi. Bilahare adamı buldu. Ancak: “Dardayım” dedi. Bunun üzerine: “ALLAH'a yemin eder misin?” diye sordu. Borçlu: “Vallahi” diye yemin etti. Ebu Katâde: “Ben Resulullah (sav)'ın,

    “Kim ALLAH'ın kendisini kıyamet gününün sıkıntısından kurtarmasını isterse, darda olana nefes aldırsın veya tamamen bağışlayıversin.” dediğini işittim, dedi.”

    (Müslim, Kasâme 32)

  • 365

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: ‘Onun borcundan vazgeçiverin, böylece ALLAH'ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız.’ derdi. ALLAH da onun günahlarından vazgeçti.”

    (Buhari, Sulh 10)

  • 364

    Eş-Şerîd (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Zenginin borcunu savsaklaması, haysiyetinin ihlal edilmesini ve cezalandırılmasını helal kılar.”

    (Ebu Davud, Akdiye 29)

  • 363

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Borcunu ödeyebilecek durumda olan zengin kimsenin ödemeyi geciktirmesi zulümdür. Biriniz bir zengine havale olunursa (havaleyi kabul etsin)."

    (Buhari, İstikraz 12)

  • 362

    İmrân İbnu Huzeyfe (ra) anlatıyor: Meymune (ra) fazlaca borca giriyordu. Ailesi bu meselede müdahele edip ayıpladılar. Şu cevabı verdi: “Borcu bırakmayacağım. Ben dostum ve can yoldaşım aleyhissâlatu vesselam'ı şöyle söylerken dinledim:"

    “Bir borçla borçlanan bir kimsenin ödeme niyetinde olduğunu ALLAH bilince, onun borcunu ALLAH mutlaka dünyada iken öder.”

    (Nesâi, Büyü 99) 

  • 361

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim, ödemek arzusu ile insanların malını alır ise, ALLAH (onun borcunu) ona bedel eda eder. Kim de telef etmek niyetiyle halkın malını alırsa ALLAH onu telef eder.”

    (Buhari, İstikraz 2)

  • 360

    Ebu Musa (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Allahu Teâla nazarında, bir kulun ALLAH tarafından yasaklanan kebirelerden sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde borç olduğu halde ölmesidir.”

    (Ebu Davud, Büyü 9)

  • 359

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Lâ havle ve lâ kuvvete illa billah. (Güç de kuvvet de ancak ALLAH'tandır) sözünü çok tekrar edin.”

    (Tirmizi, Da'avât 141)

  • 358

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ İki kelime vardır, bunlar dile hafif, terazide ağır, Rahmân'a da sevgilidirler; 'Sübhânallahi  ve bi-hamdihi, Sübhânallahi'l-azim.' (ALLAH'ım seni hamdinle tespih ederim, yüce ALLAH'ım seni tenzih ederim) kelimeleridir.”

    (Buhari, Da'avât 65)

  • 357

    Hz. Ebu Bekr (ra) şu hadisi rivayet etti: Resulullah (sav)'ı dinledim, demişti ki:

    “Günah işleyip arkasından kalkıp abdest alarak iki rekat namaz kılan, sonra da ALLAH Teâla Hazretlerine tövbe eden her insan mutlaka mağfiret olunur.”

    Sonra da şu ayeti okudu (mealen):

    “Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde ALLAH'ı zikrederler, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları ALLAH'tan başka bağışlayan kim vardır?”

    [(Âl-İmrân, 3/135), (Tirmizi, Tefsir)] 

  • 356

    el-Eğarru'l-Müzeni (ra) anlatıyor Resulullah (sav)'ın şöyle dediğini nakletmiştir:

    “Ey insanlar! Rabbinize tövbe edin. ALLAH'a kasem olsun ben Rabbim Tebârek ve Teâla Hazretlerine günde yüz kere tövbe ederim.”

    (Müslim, Zikr 42)

  • 355

    el-Eğarru'l-Müzeni (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Şurası muhakkak ki, bazen kalbime gaflet çöker. Ancak ben ALLAH'a günde yüz sefer istiğfar eder (affımı dilerim).”

    (Müslim, Zikr 41)

  • 354

    Hz. Ebu Bekr Sıddık (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “İstiğfar eden kimse, günde yetmiş kere de tövbesinden dönse günahta musır sayılmaz.”

     (Tirmizi, Da'avât 119)

  • 353

    İbnu Mes'ud (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Miraç sırasında İbrahim (as)'le karşılaştım. Bana:

    ' Ey Muhammed, ümmetine benden selam söyle. Ve haber ver ki: Cennetin toprağı temiz, suyu tatlıdır. Burası (suyu tutacak şekilde) düz ve boştur. Oraya atılacak tohum da sübhânallah, elhamdülillah, lâilahe illallâh ve Allâhu ekber cümlesidir.' dedi.”

    (Tirmizi, Da'avât 60)

  • 352

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    ' Sübhânallahi, velhamdülillahi, velâ ilahe illallahu vallâhu ekber. (ALLAH'ı tespih ederim, hamdler ALLAH'adır, ALLAH'tan başka ilah yoktur. ALLAH en büyüktür.)' demem, bana, üzerine güneşin doğduğu şeyden (dünaydan) daha sevgilidir.”

    (Müslim, Zikr 32)

  • 350

    “ Şeytan, namazda iken her birinize gelir: “Şunu şunu hatırla.” der ve namazdan çıkıncaya kadar devam eder. (Bu hatırlatmaların neticesi olarak) kişi bu tesbihatı terk bile eder. Kişi yatağına girince de şeytan gelir, (zikir yapmasına imkan vermeden) uyutmaya çalışır ve uyutur da!”

    (Tirmizi, Da'avât 25)

  • 349

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şöyle dua ederdi:

    “ALLAH'ım, şikak ve nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”

    (Ebu Davud, Salât 367) 

  • 348

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Belanın ezmesinden, helakın gelmesinden, kötü kazadan, düşmanların şamatasından ALLAH'a istiaze edin.”

    (Buhari, Kader 13)

  • 347

    Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şu duayı okurlardı:

    “Allah'ım, huşu duymaz bir kalpden sana sığınırım, dinlenmeyen bir duadan sana sığınırım, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden, bu dört şeyden sana sığınırım.”

     (Tirmizi, Da'avât 69)

  • 346

    (Hz. Enes (ra) anlatıyor: Hz. Peygamber (sav) şu duayı okurlardı:

    “ALLAH'ım! Cüzzamdan, barastan (alaten), delilikten ve hastalıkların kötüsünden sana sığınırım.”

    (Ebu Davud, Salât 367)

  • 345

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Hz. Peygamber (sav) şöyle istiaze ederlerdi:

    “ALLAH'ım! Aczden, tembellikten, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten sana sığınırım. Keza, kabir azabından sana sığınırım, hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.”

    (Buhari, Da'avât 38) 

  • 344

    Hz. Ali (ra)'nin anlattığına göre, bir mükateb ona gelerek: “Kitabet borcumu ödemekten aciz kaldım, bana ayrdım et” dedi. Ona şu cevabı verdi:

    “Sana, Resulullah (sav)'ın bana öğretmiş bulunduğu bir duayı öğreteyim. (Onu okuduğun takdirde) Sıyr dağı kadar borcun da olsa, ALLAH onu sana bedel öder. Şöyle diyeceksin:"

    “ALLAH'ım, yeterince helalinden vererek beni haramından koru. Lütfunla ver, başkasına muhtaç etme.”

    (Tirmizi, Da'avât 121)

  • 343

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim cenneti üç kere isterse, cennet: 'ALLAH'ım onu cennete koy.' der. Kim ALLAH'tan üç sefer ateşe karşı koruma talebederse, cehennem: 'ALLAH'ım onu ateşten koru.' der.”

    (Tirmizi, Cennet 27) 

  • 342

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah'ın duasının çoğu (şöyle) idi:

    “Allahümme âtina fi'd-dünya haseneten ve fi'l-ahireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr. (ALLAH'ım, bize dünyada bir hayır, ahirette de bir hayır ver, bizi cehennem azabından koru.”

    (Buhari, Da'avât 55)

  • 341

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) dua ederken şunu söylerdi:

    “ALLAH'ım dinimi doğru kıl, o benim işlerimin ismetidir. Dünyamı da doğru kıl, hayatım onda geçmektedir. Ahiretimi de doğru kıl, dönüşüm orayadır. Hayatı benim için her hayırda artma (vesilesi) kıl. Ölümü de her çeşit şerden (kurtularak) rahat(a kavuşma) kıl.”

    (Müslim, Zikr 71)

  • 340

    Hz. Ömer ve Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim bir belaya uğrayanı görünce şu duayı okursa: ‘Seni imtihan ettiği şeyde bana afiyet veren ve birçok yarattığından beni üstün kılan ALLAH'a hamdolsun!’ Artık yaşadığın müddetçe, bu bela ne olursa olsun ona maruz kalmaktan muaf kılınır.”

    (Tirmizi, Da'avât 38) 

  • 339

    Ebu Derdâ (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) Hz. Davud'u zikredince, onu “insanların en âbidi (yani çok ve en ihlaslı ibadet yapanı)” olarak tavsif ederdi. Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Hz. Davud (as)'un duaları arasında şu dua da vardı:

    “ALLAH'ım! Senden sevgini ve seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaştıracak ameli talebediyorum. ALLAH'ım! Senin sevgini nefsimden, ailemden, malımdan, soğuk sudan daha sevgili kıl.”

    (Tirmizi, Da'avât 74) 

   

-->