Seçme Hadisler


  • 235

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Allah Teâla Hazretleri, erkeğe temas eden veya kadına arka uzvundan temas eden erkeğe (kıyamet günü rahmet nazarıyla) bakmaz.” (Tirmizi, Radâ 12)

  • 233

    Hz. Aişe (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ALLAH'ın en ziyade buğzettiği erkek, şiddetli düşmanlık yapan hasımdır.” (Buhari, Ahkam 34)

  • 232

    Ebu Ümame (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ Kim haksız olduğu bir münakaşayı terk ederse, kendisine cennetin kenarında bir ev kurulur. Haklı olduğu bir münakaşayı terkedene de cennetin ortasında bir ev kurulur. Kim de ahlakını güzelleştirirse, ona da cennetin en yüksek yerinde bir ev kurulur.” (Tirmizi, Birr 58)

  • 231

    Said İbnu Zeyd (ra) anlatıyor: Resulullah (sav)'i dinledim, şöyle buyurdular:

    “ Kim malını müdafaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim kanını müdafaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim dinini müdafaa sırasında öldürülürse şehiddir. Kim ailesini müdafaa sırasında öldürülürse o da şehiddir.” (Tirmizi, Diyat 22)

  • 230

    Ümmü Haram (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Deniz tutması sebebiyle (gemide) kusan kimseye şehid sevabı verilir. Boğularak ölene de iki şehid sevabı vardır.” (Ebu Davud, Cihad 10)

  • 229

    İmam Malik ve Tirmizi'nin kaydettiği bir rivayette Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:

    “ Şu beş kişi şehiddir: ALLAH yolunda öldürülen şehiddir. ALLAH yolunda ölen şehiddir. Tâûnda ölen şehiddir. Karnı sebebiyle ölen şehiddir. Yıkıntı altında kalan da şehiddir.”

    [Câbir (ra)'den gelen bir rivayette:“Karnında çocuğu olduğu halde ölen kadın da şehiddir.” buyurulmuştur. Abdullah İbnu Amr İbnu'l-As (ra) tarafından rivayet edilen bir diğer sahih hadiste: “Malını müdafaa ederken öldürülen şehiddir.” buyurulmuştur.] (Muvatta, Salâtu'l- Cemâ'a 6)

  • 228

    El -Misver İbnu Mahreme (ra)'ye Amr İbnu Avf (ra) şunu anlatmıştır:

    “Resulullah (sav) Ebu Ubeyde (ra)'yi Bahreyn'e, oranın cizyesini getirmek üzere yolladı. Mallarla dönünce Ensar geldiğini işitti. Sabah namazını Hz. Peygamber (sav) ile kıldılar. Namaz bitince, Resulullah (sav)'ın etrafını sardılar. Resulullah (sav) tebessüm buyurdu ve:

    “ Öyle zannediyorum, Ebu Ubeyde'nin bir şeyler getirdiğini işittiniz.”

    dedi. Hep birlikte: “Evet!..” dediler. Bunun üzerine şunları söyledi:

    Öyleyse sevinin ve sizi sevindiren şeyi ümid edin. ALLAH'a yemin olsun, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Ben size dünyanın genişlemesinden korkuyorum. Sizden öncekilere dünya genişlemişti de hemen dünya için birbirleriyle boğuşmaya başladılar ve helak oldular. Genişleyen dünyanın onlar gibi sizi de helak etmesinden korkuyorum.” (Buhari, Rikâk 7)

  • 227

    İbnu Abbas (ra) demiştir ki:

    “Ahdine kim vefasızlık edip bozarsa, ALLAH mutlaka ona bir düşman musallat eder.” (Muvatta, Cihad 12)

  • 226

    Savfan İbnu Süleym, birçok sahabi evlatlarının, babalarından yapmış oldukları rivayetlere dayanarak, Resulullah (sav)'ın şöyle buyurmuş olduğunu naklediyor:

    “ Kim antlaşma yapılan bir kimseye zulmeder veya halkını  tenkis eder veya takatının fevkinde emreder veya onun rızası dışında bir şeyini alırsa, kıyamet günü aleyhine ben delil olacağım.” (Ebu Davud, Harâc 33)

  • 225

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdu:

    “ Sizden iki kişi kavga edecek olursa, yüze vurmaktan kaçınsınlar.” (Buhari, Itk 20)

  • 224

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor:

    “Resulullah (sav)'ın katıldığı gazvelerden birinde öldürülmüş bir kadın bulundu. Resulullah (sav) bunun üzerine kadınları ve çocukları öldürmeyi yasakladı.” (Buhari, Cihad 147)

  • 223

    Ebu Musa (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) ashabından birini, herhangi bir iş için gönderince şu tenbihte bulunurdu:

    “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın zorlaştırmayın.” (Müslim, Cihad)

  • 222

    Ebu Malik el-Eş'ari (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdu ki:

    “Kim ALLAH yolunda evinden ayrılır, sonra da öldürülür, yahut atı veya devesi (yere atıp) boynunu kırar veya bir zehirli sokar veya yatağında ölür ise, ALLAH'ın dilediği hangi musibetle ölmüş olursa olsun şehid olarak ölür.”(Ebu Davud, Cihad 15)

  • 221

    Ebu Mes'ud el-Bedri (ra) anlatıyor:

    “Bir adam, Resulullah (sav)'a, yularlanmış bir deve getirerek: “Bu ALLAH yoluna bağışımdır.” dedi. Resulullah (sav) adama:

    “Buna karşılık sana, kıyamet günü, her biri yularlanmış yedi yüz deve vardır!”dedi. (Müslim, İmaret 132)

  • 220

    İbnu Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (sav)'in şöyle söylediğini işittim:

    “ İki göz vardır, onlara ateş değmez: ALLAH için ağlayan göz ile, ALLAH yolunda uyanık sabahlayan göz.” (Tirmizi, Fedâilu'l- Cihad 7)

  • 219

    Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “ALLAH korkusuyla gözyaşı döken kimse, süt memeye geri dönmedikçe ateşe girmez. Bir kul üzerinde, ALLAH yolunda yapışan tozla, cehennemin dumanı bir araya gelmez.” (Tirmizi, Fedâilu'l- Cihad 8)

  • 218

    Ebu Said el-Hudri (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    Size, insanların en hayırlısı ve en şerlisini haber vereyim mi? İnsanların en hayırlısı o kimsedir ki, kendi veya başkasının atı sırtında ya da yaya olarak, ölünceye kadar ALLAH yolunda çalışır. İnsanların en şerlisine gelince, o da, ALLAH'ın Kitabı'nı okuyup (emir ve yasaklarına) riayet etmeyen kimsedir.” (Nesai, Cihad 8)

  • 217

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Öğleden evvel veya öğleden sonra bir kerecik ALLAH yolunda yola çıkış, dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır.” (Buhari, Cihad 5,6)

  • 216

    “Gerçek mücahid, nefsiyle cihad edendir.”

    (Tirmizi, Fedâilu'l-Cihad 2)

  • 215

    Fudâle İbnu Ubeyd (ra) anlatıyor:

    “Her ölenin ameline son verilir, ancak ALLAH yolunda ölen murabıt (nöbetçi) müstesna. Çünkü onun ameli kıyamet gününe kadar artırılır. Ayrıca o, kabir azabına da uğratılmaz.” (Tirmizi, Fedâilu'l-Cihad 2)

  • 214

    Ebu Said (ra)'den gelen bir rivayette, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

    “Halka teşekkürde bulunmayan ALLAH'a da şükretmez.” (Tirmizi, Birr 35)

  • 213

    Hz. Cabir (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) dedi:

    “Kim bir ihsana mazhar olursa, bulduğu takdirde karşılığını hemen versin, bulamazsa, verene senâda bulunsun. Zira onu övmekle, teşekkürünü yerine getirmiş olur. Ketmeden (karşılık vermeyen) nankörlük etmiş olur.”  (Tirmizi, Birr 86)

  • 212

    Usame İbnu Zeyd (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim, kendisine yapılan bir iyiliğe karşı, bunu yapana: 'Cezâkellâhu hayran (ALLAH sana hayırlı mükafaat versin!)' derse, teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur.” (Tirmizi, Birr 86)

  • 211

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) şöyle buyurdular:

    “Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetinde hissederse, bari şöyle desin: 'Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise canımı al!'(Buhari, Merdâ 19)

  • 208

    Buhari'nin bir rivayetinde Resulullah (sav) şöyle buyurur:

    “Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür; çünkü şeytan benim suretime giremez.” (Buhari, Tabir 2)

  • 207

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “İnsanoğlunun her biri hatakârdır. Ancak hatakârların en hayırlısı tövbekâr olanlardır.” (Tirmizi, Kıyamet 50)

  • 206

    (Ebu Sa'id (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir rahip tarif edildi. O'na kadar gidip, doksan dokuz kişiyi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkanının olup olmadığını sordu. Rahib: “Hayır yoktur!” dedi. Herif onu da  öldürüp cinayeti yüze tamamladı."

    "Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine alim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişiyi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkanı olup olmadığını sordu. Alim: “Evet, vardır, seninle tövben arasına kim perde olabilir?” dedi. Ve ilave etti:

    “ Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zira orada ALLAH'a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla ALLAH'a ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.”

    "Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilafa düştüler. Rahmet melekleri: “Bu adam tövbekar olarak geldi. Kalben ALLAH'a yönelmişti.” dediler. Azab melekleri de: “Bu adam hiçbir hayır işlemedi.” dediler."

    Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem onlara: “Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafadaha yakınsa ona teslim edin.”dedi. Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar.” (Buhari, Enbiyâ 50)

  • 205

    Ebu Musa (ra) anlatıyor: Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki:

    “Aziz ve Celîl olan ALLAH, gündüz günah işleyenlerin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini açar. Gece günah işleyenlerin tövbesini kabul etmek için de gündüz elini açar, bu hal, güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir.” (Müslim, Tövbe 32)

    * Burada “el”, ALLAH'ın ihsan ve fazlından kinayedir.

  • 204

    İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Son nefesini vermedikçe ALLAH, kulun tövbesini kabul eder.” (Tirmizi, Da'avât 103)

  • 203

    Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki:

    “Kim güneş batıdan doğmazdan evvel tövbe ederse ALLAH tövbesini kabul eder.” (Müslim, Zikr 43)

   

-->